Yüce Önder Mustafa Kemal Atatürk ve silah arkadaşlarının yokluklar ve imkansızlıklar içinde kazanmış oldukları Kurtuluş Savaşı sonrası asla zaman kaybetmeden ilan ettikleri Cumhuriyet sayesinde şu anda yaşadığımız Türkiye Cumhuriyetinin temelleri atılarak bağnazlıktan uzak bilimin ve aklın ışığında bir biçimde yönetilen bir ülkeye sahip olduk. Düşünsenize Cumhuriyetin olmadığı ya da Cumhuriyetin getirdiği kazanımların olmadığı bir Türkiye… Kabus gibi hanımefendilerin hiçbir haklarının olmadığı eğitimin çağdaş olmadığı, aynen ortadoğu ülkelerinde olduğu gibi gücün tek bir ailenin ya da ne olduğu belirsiz bir güçte olduğu bir ülke. Okurken bile insan kendini fena hissediyor.

Özellikle son dönemde sınır komşularımızın yaşamış oldukları karışıklarının temelinde yatan ana sebep Cumhuriyet gibi bir kültürlerinin, geçmişlerinin olmamasından kaynaklanmaktadır. Hak ve hürriyetin toplum içinde eşit olarak dağıtılmadığı neredeyse hiçbir ülke uzun süre iç karışıklıklar yaşamadan duramayacaktır. Cumhuriyet bizlere kardeşçe yaşamanın anahtarını vermiştir. Bu anahtarı kaybettiğimiz zaman aynen komşu ülkelerde olduğu gibi muazzam karışıklar yaşamaya mahkum kalacağız. Bu sebeple Yüce Önder Mustafa Kemal Atatürk’ün cumhuriyeti emanet ettiği Türk gençliği bu emanete daima ne pahasına olursa olsun sahip çıkmalıdır. Cumhuriyet rejiminin değiştirmeye çalışacak güç odakları hangi makamı işgal ederse etsin Cumhuriyet bir şahıs ya da grubun değil Türk milletine ait olduğundan ayakta kalmak zorundadır ve o şekilde kalacaktır…

Bu ülke toprakları asla fakat asla Cumhuriyetin kazanımlarından vazgeçmeyecektir… 29 Ekim Cumhuriyet Bayramı Türk topraklarındaki en büyük ve en mühim bayramdır.