Generic selectors
Exact matches only
Search in title
Search in content
Search in posts
Search in pages

Sultan ABDÜLAZİZ (1830-1876) kimdir?

Sultan-Abdülaziz-1830-1876-32.-Osmanlı-Sultanı
Sultan-Abdülaziz-1830-1876-32.-Osmanlı-Sultanı

Osmanlı Padişahlarının otuz ikincisidir. II.Mah­mut’un Pertevniyal Sultan’dan dünya­ya gelen oğludur. İstanbul’da doğdu. Ağabey’si Abdülmecit’in ölümü üzerine tahta çıktı. (1861). iyi bir eği­tim görmemiştir. Veliahtlığı sırasın­da, güreş, horoz dövüşü, av, cirit gibi sporla­ra düşkünlüğüyle tanınmıştır. İri yarı, heybetli bir adamdı. İlk zamanlar halk arasında çok sevilmişti. Tahta çıkar çıkmaz, Kara­dağ, Eflâk-Buğdan, Sırbistan, Girit sorun­larıyla karşı karşıya kaldı. Osmanlı orduları Karadağlı,ları yenince, durum az-çok düzel­di. Eflâk-Buğdan sorunu da, yeni seçilen prensin İstanbul’a çağrılıp, kendisine taviz verilmesiyle kapatıldı. Sırbistan işi ise, uzun görüşmelerden sonra, Belgrad’ın Sırbistan’a bırakılmasıyla sonuca bağlandı. Yıllardır süren Girit isyanlarının yanısıra, bir de Yunanistan’ın Girit’i kendi topraklarına kat­maya kalkışması yeni yeni sorunların ortaya çıkmasına yol açtı. Hariciye Nâzırı (Dış İşleri Bakanı) Âli Paşa, bizzat Girit’e giderek, adaya birtakım ayrıcalıklar tamdı; Yunanlılarla görüşmeler yaptı. Avrupa devletleriyle yapılan görüşmelerin sonunda, Osmanlıların haklı olduğu anlaşıldı. Böylece, Girit sorunu da bir süre için kendiliğinden yatışmış oldu.

Balkanlar’da bu olaylar oladursun, beri yanda Mısır Valisi İsmail Paşa da, yeni ayrı­calıklar koparmaya uğraşıyordu. İstedikle­rinden bir kısmını koparmayı başardı da. Hidivliğin babadan oğula geçmesi, valilere Hidiv unvan, verilmesi de bu ayrıcalıklar arasındaydı. Bunun üzerine, veraset hakkını büsbütün kaybeden Mısır veliahdı Mustafa Fâzıl Paşa Paris’e kaçmak zorunda kaldı. Orada, memleketin özgürlüğe kavuşması için çalışan gençleri Yeni Osmanlılar adı altında çevresine topladı. Namık Kemal, Ziya Paşa, Ali Suavi de bu gençler arasındaydı.

Abdülâziz, 1867 yılında III. Napoleon’un kendisini Fransa’ya davet etmesi üzerine, de­niz yoluyla Paris’e gitti. Oradan da Londra’ ya geçti; Prusya’ya, Avusturya’ya da uğra­dıktan sonra, Varna üzerinden İstanbul’a döndü. Bu yolculukta veliaht Murat, şehza­de Abdülhamit, Yusuf İzzettin efendilerle o devrin hariciye nazırı Fuat Paşa da padi­şaha eşlik etmişlerdi. Bir süre sonra, Fransa İ imparatoriçesi Eugenie de İmparator adına Abdülâziz’in ziyaretini iade etmek üzere İs­tanbul’a geldi. Bir süre İstanbul’da kaldıktan sonra, Süveyş Kanal,’nın açılış töreninde bu­lunmak üzere Mısır’a gitti. Gene bu sıralarda, Avusturya İmparatoru Franz Josef de, Sultan’ın Viyana ziyaretini iade etmek üzere, İs­tanbul’a geldi.

1870 Savaşı’nda Fransa yenik düşünce, Rusya Paris antlaşması hükümlerini bozma fırsatını bulmuş oldu. Londra Konferansı’ nın sonunda, Karadeniz’de serbestçe dolaş­ma ayrıcalığını elde etti. O sıralarda, Gene­ral ignatiev de, Rus elçisi olarak, İstanbul’a gelmişti. İgnatiev Balkanlar’daki Panislavizm (Slav Birliği) propagandasının baş yöneti­cisiydi. Sadrazam Âli Paşa bir yandan gitgi­de baskısını artıran dış olaylarla uğraşıyor, bir yandan Abdülâziz’in aman vermez yöne­timini yumuşatmaya çalışıyor, bir yandan da padişahın devlet hazînesini har vurup har­man savurmasına engel olmanın yollarını araştırıyordu. Âli Paşa’nın 1871’de ölmesiy­le, Tanzimat Devri, Fuat Paşa’dan sonra son büyük adamını da kaybetmiş oldu. Âli Paşa’ dan sonra, Mahmut Nedim Paşa sadrazamlığa getirildi.

Yeni sadrazam, bilerek ya da bilmeyerek, Ruslar’ın Panislavizm siyasetine hizmet et­meye başladı. Bir yandan da, padişahın her isteğine boyun eğiyor, amansız yönetimine de, gereksiz harcamalarına da göz yumuyor Halk arasında sadrazam aleyhinde, söy­lentiler dolaşmaya başlamıştı. En sonunda, bu söylentiler padişahın da kulağına gitti; Mahmut Nedim Paşa’yı sadrazamlıktan az­lederek, yerine Mithat Paşa’y, getirdiyse de, bir süre sonra Mahmut Nedim Paşa yeniden sadrazam oldu. Devlet borçları 250 milyon altını bulmuştu, Hazine iflas durumundaydı. Bosna Hersek’te .Bulgaristan’da ayaklanmalar baş göstermeye başladı. Rusya, bunu fırsat bilerek, Bulgaristan’ı savunmak bahanesiyle işe karışmaya kalkıştı. O sıralarda, İstanbul’ da bir de softalar nümayişi olunca, iş büsbütün çığırından çıktı. Padişah Mahmut Nedim Paşa’yı bir kez daha azlederek, yerine Mü­tercim Rüştü Paşa’yı getirdi. Bu sırada, Har­biye Nazırı (Milli Sayunma Bakanı) Hüseyin Avni Paşa, Mithat Paşa, Bahriye Nazırı (De­nizcilik Bakanı) Ahmet Paşa, Sadrazam ve Şeyhülislâm aralarında gizlice anlaşarak, Abdülâziz’i tahttan İndirmeye karar verdiler. 29- 30 mayıs gecesi saray çepeçevre askerle sa­rıldı. Abdülâziz tahttan indirilip, yerine Mu­rat geçirildi. Bu olaydan altı gün sonra da, Abdülâziz bilek damarlarını keserek kendini öldürdü.

Abdülâziz’in saltanatı onbeş yıl sürmüştür. Saltanatının ilk yarısı, Âli Paşa’nın yerinde yönetimi sayesinde, oldukça iyi geçmiştir. Âli Paşa’nın ölünmünden sonra ise, devletin yönetimi bir keşmekeş haline geldi; zorbalık, israf aldı, yürüdü. Abdülmecit zamanında ilân edilip yürürlüğe giren Tanzimat Kanunu’na aykırı olarak, yargılanmadan hapis, sürgün cezalar, gene verilmeye başladı. Bu­nunla birlikte, Abdülâziz zamanında İmpara­torluk Donanması en kuvvetli donanmalar arasına girmeyi başarmıştır. Ayrıca, ordu­nun silâhlandırılması konusunda da, yabana atılmayacak çabalar harcanmıştır. Bundan başka, Cemiyei-i Tıbbiye Cemiyet-i Tedrisiye-i islâmiye ve daha birkaç okul da, gene Abdülâziz zamanında kurulmuştur.

 

Bibliyografya:

Devr i Sultan Abdülâziz (Ahmet Mithat, 1923), Sultan Aziz’in Hal’i ve İntiharı (Tev- fik Nurettin, 1907), Sultan Aziz Devri (Hü­seyin Hıfzı, 1908) Sultan Aziz’in Şahade­tine Asıl Sebep Ne İdi? (Reşit İbrahim, 1915), Sultan Abdülâziz Nasıl Hal’edildi, Nasıl İntihar Etti? (Arif Oruç, 1927), Sultan Aziz’in Pehlivanlıkları (Sami Karayel, 1942), Sultan Aziz’in Mısır ve Avrupa Seyahati (A. Kemali Aksüt, 1944), Sultan Aziz; Hususi Siyasi Hayatı, Devri ve ölümü (Haluk V. Şehsuvaroğlu, 1949).

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir