Menü Kapat

İstanbul Adalar İlçesi Özellikleri?

adalar
adalar

İstanbul iline bağlı, Marmara’nın kuzeydo­ğu sularında, 7 adadan meydana gelmiş bir ilçedir. İstanbul’un Anadolu yakasındaki Bostancı ile Kartal’a kadar- uzanan kıyının karşısına düşer. Adları, İstanbul’dan gidiş sırasına göre, Kınalı, Burgaz, Kaşıkadası, Heybeli, Büyükâda, Sedefadası, Tavşanadası’ dır. Bu takımadalar biraz daha batıya düşen Yassıada ile Sivriada’yı da kapsar. Bu iki adayla birlikte adaların sayısı dokuzu bulur. Ancak, bu son iki ada, idare bakımından Adalar İçesi’ne bağlı değildir.

Toplam yüzölçümü: 9,7 km.2 Toplam nüfusu: 18.100 (1980)

Adalar yazlık olarak kullanıldıkları için, nüfusları yaza, kışa göre değişir. Kışın ancak 15 bini bulur, yazın 100 bine yaklaşır.

Adalar’ın 570 hektarı ormanlıktır. Geri yanı ise, binalarla kaplıdır. Adaların en bü­yüğü Büyükada’dır. İstanbul’a en yakını ise Kınalı’dır. (14 km.).

İklim.— Adanın iklimi Marmara iklimidir. Boğaz rüzgârları dolayısıyla, yazlar hafif se­rin, kışlar ılık geçer.

Tarih.— Adaların ünü, Bizans devrinde acıklı olaylara sahne olmalarıyla başlar. İlk önceleri, “Halk Adaları” anlamına gelen “Demonisia” adıyla anılırlardı. Hıristiyanlık tan sonra, “Papaz Adaları” anlamına gelen “Papadonisia” adını aldılar. Kralların, prens­lerin sürgün yeri oldukları için, bunlara “Prens Adaları” da denirdi. Adalar’ın Bizans devrindeki adları şunlardı: • Proti (Kınalı) Antigon (Burgaz), Ptys (Kaşıkadası), Halki (Heybeli), Prinkipo (Büyükada), Anderovit- hos (Sedefadası), Niandre (Tavşanadası), Oksiya (Sivriada). Adalar’ın Türkler’in eline geçmesi İstanbul’un fethi sırasındadır. Fatih’ in amirallerinden Baltacıoğlu Süleyman Paşa adaları kuşatmış, ilk saldırıda Kınalı, Bur­gaz, Heybeli’yi almıştı. Büyükada ise, önün­deki surlar sayesinde, bir süre dayanmıştı. Süleyman Paşa surların önüne ot, katran yığdırıp ateşe verdi. Alevler surların içini sarınca, askerler teslim olmak zorunda kaldı. Süleyman Paşa da hepsinin hayatını bağışla­dı. Türkler ancak Tanzimat’tan sonra Ada­lar’a yerleşmeye başlamışlardır. Adalar’ın değer kazanması ise, Meşrutiyet’ten sonraya rastlar. Adalar’a sefer yapan vapurların işle­tilmesine ilk 1846 yılında başlanmıştır.

 

Büyükada
Büyükada

Büyükada.— Adalar İlçesinin merkezidir. İstanbul’a uzaklığı 20 km.’dir. Yüzölçümü 588 hektar, nüfusu 5.280’dir. Kuzeyden ba­tıya doğru uzanan bir vadiyle ikiye ayrılmış­tır. Bir yanında Ayayorgi (Kocatepe: 202 m) öbür yanında Hristos (Cumatepe) tepeleri yükselir. Kıyılar yer yer dik yarlarla, girinti- çıkıntılarla doludur. Arada küçük koylar da vardır. Yörükali (eski Yorgili) plajının bu­lunduğu koy da bunlardan biridir. Ada baş­tanbaşa çamlık olduğu için yemyeşildir.

 

Büyükada Bizans çağının tüyler ürpertici olaylarına sahne olmuştu-. Zalim İmparato- riçe irena, öz oğlu Konstantin’in gözlerini oydurmuş, sonra da büyük manastıra hapset- tirmiştir. Fahişeliği ile ün salan imparatoriçe Zoe de, kocası IV. Mihail’i bu manastı­ra sürdürmüştür. Manastır geçen yüzyılın so­nuna kadar akıl hastalarıyja doluydu. Os­manlIlar devrinde ise, Büyükada XVIII. yüz­yıla kadar bir balıkçı köyüydü. Adada bir de demir madeni vardı. Bu maden 1820’ye ka­dar işletilmiş, sonra kapanmıştır. Bulundu­ğu yer hâlâ Maden adıyla anılır. Adada bu­gün eski eser olarak yalnız Ayayorgi ile Sa­tırlarıyla, rahip okullarıyla ün salmıştır. Bu okullardan çok ünlü din adamları, patrikler çıkmıştır. Bunların çoğu Bizans’ın gerek din, gerek siyaset hayatı üzerinde büyük roller oynamışlardır. Adada dağınık halde üç tepe vardır. Bu tepeler hafif eğimli ya­maçlarla, vadilerle birleşirler. Evler, iskele­den tepeye doğru, basamak basamak yükse­lir. Batı yönündeki Çamlimanı sakin bir koy­dur. Koyun sol kesiminde büyük bir sanator­yum yapılmıştır. İskelenin yanındaki Deniz Harp Okulu binası Heybeli’ye ayrı bir güzel­lik verir, Adada çok eskiden bir bakır made­ni işletilirdi. Adadaki üç manastırın ikisi yıkılmış, yalnız biri kalmıştır.

Burgaz.— Yüzölçümü 133 hektar, nüfu­su 1.250’dir. Heybeli ile Büyükada kadar en­gebeli değildir. Hafif eğimli bir tepe kıyılara kadar iner.

Adanın tepesinde eskiden İmparator Ma­kedonyalI Basil’in yaptırdığı büyük bir ma­nastır vardı. Bu manastırın kalıntıları birkaç yıl öncesine kadar durmaktaydı. İmparator Pape Mihail, çağın patriği Methodius’u önce kırbaçla dövdürmüş, sonra da bu ma­nastıra hapsettirmişti. İran hükümdarların­dan Keyhüsrev de adayı kuşatıp surları ate­şe verdi. Her yer yanıp kül olduğu halde, surun tepesindeki iki başlı kadın heykeline bir şey olmadı. Bunun üzerine, Keyhüsrev heykeli alıp İran’a götürdü, bir tapınağa koy­durdu.

Kınalı.— İstanbul’a en yakın adadır. Yüzöl­çümü 136 hektar, nüfusu 1.670’dir. öbür üç ada kadar ağaçlık değildir. İmparator Roma- nus Diogenes, Malazgirt’te Alp Arslan’a ye­nildiği için İstanbul’a getirildi; Kınalıada’da, daha önce kendisinin yaptırtmış olduğu ma­nastıra hapsedildi. Diogenes ölünceye kadar, Kraliçe Evdokslya da onunla birlikte manas­tırda yaşadı. Zorla tahtlarından indirilen imparator Mihail ile İmparator Romanus Lekapenus da bu adaya sürgün edilmişlerdir. Bugün adadaki üç manastırdan hiçbiri kal­mamıştır. XII. yüzyıla doğru, Latinler, adanın yerli ahalisini öldürerek, buraya yerleş­tiler. 1302’de de, Girit korsanları adayı yağma etti.

Yassıada.— Yüzölçümü 52 hektardır. Bi­zans devrinde çile çekmek isteyen keşişler burada otururlardı. Adanın güç koşulları, çile çekmek isteyenler için biçilmiş kaftan­dı. Ağır siyasal suçlular da buraya sürülürdü. Bunların hapsedilmesi için, kayalar oyulmuş yeraltı odaları yapılmıştı. Mahkumlar, yuka­rıdaki bir delikten bu hücrelere atılarak, ölü­me terk edilirlerdi. IX. yüzyılda sürgünler için yapılmış manastırın kalıntıları bugün hâlâ durmaktadır. Geçen yüzyılın ortaların­da, İngiliz elçilerinden Sir Henry Bulvver az bir ücret karşılığında adayı hükümetten satın aldı. Adadaki eski manastırın temelleri üze­rine bir şato yaptırdı. Sık sık şatoya gelir, aylarca tek başına yaşardı. Elçi yurduna dönünce, bu şato bomboş kaldı. Yassıada bugün bir deniz üssüdür. 27 mayıs 1960 dev- riminde, Demokrat Parti ilerigelenleri bura­da yargılanmıştır.

Sedefadası.— Büyükada’nın doğusundadır. Yüzölçümü 13 hektardır. Eski adı Anderovithos’tu. Vaktiyle burada dünyadan eletek çekmişler yaşarmış. Bunlar daha sonra Hey­beli’ye yerleşmişler; sonra da kaybolup git­mişler. Adada eski bir manastır kalıntısı var­dır. Sultan Abdülmecit’in damadı Ahmet Paşa burada tarım yaptırmaya çalıştıysa da, başarı elde edememiştir.

Ada 1956 yılına kadar özel kişilere aitti. 1956’dan sonra parsel parsel satılarak, iskân edildi; ağaçlandırıldı. Bugün Sedefadası’nda 50 ev, 2 gazino, 2 de plaj vardır. Ada İstan­bulluların sık sık uğradığı şirin bir sayfiye yeri haline gelmiştir.

Adalar İstanbul'un en seçkin yazlıkları arasındadır. Yalnız, Adalar'da otomobil kullanılmaz. Paytonlara binilir, eşeklerle gezintiler yapılır. Bunlardan başka, içinde oturulmayan daha başka ufak adalar da vardır.
Adalar İstanbul’un en seçkin yazlıkları arasındadır. Yalnız, Adalar’da otomobil
kullanılmaz. Paytonlara binilir, eşeklerle gezintiler yapılır. Bunlardan başka,
içinde oturulmayan daha başka ufak adalar da vardır.

SİVRİ ADA — Yüzölçümü 45 hektardır.

Yassıada’nın bir mil kadar batısındadır.

Deniz üzerine inşa edilmiş bir piramidi andırır. Eski adı Oksiya’dır. Bizanslılar zamanında ağır suçlular buraya hapsedilirmiş. ölüm mahkumları su hizasındaki bir delikten kayalar İçine oyulmuş geniş yeraltı kovuklarına atılırmış, yiyecekleri de aynı delikten verilirmiş. Adada ayrıca keşişlerin oturduğu bir manastır, bir de kilise varmış. Sonradan, bir de yetimha­ne yapılmış. Bugün, adada bir manastır, ya da bir savaş kulesi olduğu sanılan ka­lıntılar vardır; bu yıkıntılarla kayalıkların tek sakini deniz kuşlarıdır.

EŞEKADASI — Anadolu kıyısında, İç­meler açığında bulunan bu ada, Karataş yarımadasının bir devamı gibi görünür. Eski adı Andreas’tır.

DARDAĞAN ADASI —Tuzburnu’nun karşısında, minimini bir kaya yığınıdır. Top atışlarında hedef olarak kullanıldığı için, üzerindeki tek-tük ağaçlar da yok olup gitmiştir.

FENERADASI —Tuzla köyü açıkların­dadır. Eski ad», hortlak anlamına gelen Vrukolakas’tır. Adada çöküntüler sonu­cunda kapanmış birtakım dehlizler vardır. Söylentiye göre, bu adayla Tuzburnu arasında bir de tünel varmış. Pendik vapuru bu kayalıklara bindirerek parça­lanmıştır. Bu olaydan sonra, 1955 yazın­da adaya bir fener konmuştur. Ada, adı­nı bu fenerden almaktadır.

İNCİRLİ ADA — Tuzla Körfezi’nin karşısındadır. Eskiden burada insan oturur­muş. Adada Bizans’tan kalma bir sarnıç vardır. İşgal sırasında İngilizler sarnıcın altı sütununu alıp İngiltere’ye götürmüş­tür.

TAVŞANADASI — Büyükada’nın bir mil güneyindedir. Eski adı Niandre’dır. Yüzölçümü 350 hektardır.

GÜZELADA — Pendik koyunun doğusundadır. Pendik’ten bakıldığında, Kara­taş yarımadasına yapışmış gibi görünür. Küçük ama, yer yer ağaçlıklı, şipşirin bir gezinti yeridir. Eski adı Pavli’dir.

 

Gönderiye Yorum Yap