Menü Kapat

ADANA İli Özellikleri Nelerdir?

Yurdumuzun en zengin pamuk, buğday, sebze, meyva kaynağı

ADANA

Ekonomik yönden en gelişmiş illerimizden biridir. Tabiî
zenginliğinin yanı sıra endüstri hayatıda çok gelişmiştir.

ADANA Akdeniz bölgesinde bir ilimizdir. Doğuda Hatay, Maraş, kuzeyde Kayseri, batıda Niğde, i çel illerine, güneyde de Akde­niz’e komşudur, ilçeleri Merkez, Bahçe, Ceyhan, Feke, Kadirli, Karaisalı, Karataş, Kozan, Osmaniye, Pozantı, Saimbeyli, Tufanbeyli, Yumurtalık’tır. 722 köyü vardır.

Yüzölçümü: 17.253 km.2

Nüfusu: 1.467.350

Adana ili toprakları. Adana şehrinden 60 km. güneyde, Karataş mevkiinde, geniş bir burunla denize ulaşır. Adana ilinin güney kesiminde Adana Ovası adı verilen, Toros eteklerinden Akdeniz kıyılarına kadar uza­nan düzlükler vardır. Adana Ovası Yukarıova ve Çukurova olmak üzere iki kısma ayrılır. Bu iki ovanın sınırını Misis tepeleri çizer. İlin toprakları Seyhan, Ceyhan ırmaklarıyla ve bu ırmakların kollarıyla sulanır. Seyhan, Ceyhan ırmakları sel suları’yüzünden sık sık taşarlar, kimi vakit ovada birleşerek, birlik­te Akdeniz’e akarlar, Eskiden ırmakların çevreye taşmasını önlemek İçin, kıyılarına toprak setler yapılırdı. Bu toprak setler, su­yun akışına dayanamayıp yıkılır, bütün ova­yı seller basardı. Bunun üzerine, hem bu taş­maları önlemek, hem de elektrik akımı el­de etmek amacıyla, Seyhan Barajı yanıldı.

Kuzeyden güneye doğru akan Seyhan ve Ceyhan ırmakları taşıdıkları topraklarla ovayı bereketlendirirler .Jeolojik devirlerden önce, deniz Toroslar’ın eteklerine kadar da­yanırdı. Irmakların taşıdığı topraklardan meydana gelen delta, zamanla genişleye genişleye bugünkü Çukurova’yı meydana ge­tirmiştir. Toprak bu yüzden çok verimlidir. Buna Akdeniz ikliminin şiddetli sıcağı da eklenince, Çukurova’da ürün hem çok bol olur, hem de çok çabuk olgunlaşır. Aynı tarladan yılda iki, üç kez ürün alındığı bile olur. Çukurova’nın kuzeyi İle kuzeybatısı Toros sıradağlarıyla çevrilidir. Bu yüzden, ova kuzey rüzgârlarına da kapalıdır.

İklim.— Akdeniz iklimidir. Yazları çok sıcak ve kuraktır. Hemen hemen hiç yağış olmaz. Kışlar ılık, bol yağmurludur. 30-40 gün, durmamacasına yağmur yağdığı çok görülmüştür. Yıllık yağış ortalaması 625 mm’dir. Düşen yağışın %50’si kışa, %26’sı ilkbahara, %20’sı sonbahara, sadece %4’ü ise yaza isabet eder. Ovaya hemen hiç kar yağ­maz, Kış aylarında ısı ortalaması sıfırın üstünde 8°, yazın ise 35° -40°’dir. Bir defaya mahsus olmak üzere 45° kaydedilmiştir. Bu yüzden halkın çoğu yaz gelince Toroslar’ın yamaçlarında yaylalara göç eder. Bu yay­laların başlıcaları, Bürücek, Gülek, Namrun, Pozantı, Kızıldağ, Armutlu yaylalarıdır. Yaylaların hepsi, taşıtların işlemesine elve­rişli yollarla, Adana’ya bağlıdır. Tepeleri yaz-kış karlarla örtülü Toros yaylalarının havası çok güzeldir, sağlık için birebirdir. Vak­tiyle bu yaylalarda Kozanoğlu Aşireti yaşar­dı. Aşiret içinde sık sık ayaklanmalar baş- gösterdiği için, devrin padişahı hepsini bir­den Çukurova’ya sürdürmüştü. Temiz yayla havasına alışkın olan aşiret halkı Çukurova’ nın havasına dayanamadı; bir bir hastalanıp kırıldılar.

Adana nın en başta gelen tarım zenginliklerinden biıi de pamuktur. Yukarıda; Pamuk toplayan kadınlar görülmekte.
Adana nın en başta gelen tarım zenginliklerinden biıi de pamuktur. Yukarıda; Pamuk toplayan
kadınlar görülmekte.

Tarım.— Adana’nın belli başlı ürünü, aynı zamanda da en büyük gelir kaynağı pamuk­tur. Bundan dolayı Çukurova’ya Türkiye’nin Mısır’ı bile derler. Şair Omeros bir şiirinde buradan “Altın Ova” deye söz etmiştir. Pa­muk ekimi her yıl daha da artmaktadır. Sey­han Barajı’nın sulama kanalları tamamlanın­ca, ekimle birlikte verimin de birkaç kat ar­tacağı sanılmaktadır. Pamuktan sonra en çok yetiştirilen ürünler, sırasıyla, buğday, turunçgiller, sebze, meyve, şekerkamışı, baklagillerdir. Ankara, İstanbul’dan başka, hemen bütün Doğu ve iç Anadolu şehirle­rinin turfanda meyve, sebze ihtiyacını Çu­kurova karşılar. Tarım baştan başa makine­leşmiştir. Kuzeydeki Toros Dağları’ndan bol kereste elde edilir. Kesilen keresteler Sey­han, Ceyhan ırmaklarına atılarak, suyun akıntısıyla istenen yere taşınır. Ovanın geniş otlaklarında her tür hayvan yetiştirilir.

Ekonomi.— Adana ili, ekonomik yönden, Türkiye’nin en gelişmiş illerinden biridir. Toprağı bir servet kaynağıdır* Verimlidir; pamuk, turunçgiller, turfanda sebze, mey­ve gibi çok para getiren tarıma elverişlidir. Adana’nın kuzeyinde kurulan Seyhan barajı­nın Adana ili ekonomisindeki katkısı önem­lidir (Bak. Seyhan Barajı). Çukurova’da ça­lışmak için her yıl uzak-yakın pek çok ilden 50-60 bin kadar işçi gelir. Bunlar yaz bo­yunca pamuk, buğday tarlalarında çalışırlar.

Adana aynı zamanda bir sanayi bölgesidir. Burada büyük dokuma fabrikaları, un, bitki­sel yağ fabrikaları, çırçır fabrikaları kurul­muştur. Adana ürünlerini bütün Türkiye’ye gönderdiği gibi, Avrupa’ya da İhracat yapar.

Çukurova’yı Ankara, İstanbul gibi önemli şehirlere bağlayan demiryolları, devlet şose­leri Adana’dan geçer. Adana’da bir de hava­alanı vardır. Buradan Ankara, İstanbul, İz­mir gibi merkezlere, ayrıca Beyrut, Lefkoşe, Tel Aviv’e, hac mevsiminde de Cidde hava limanlarına uçak seferleri yapılır. Güneyin­deki Karataş iskelesiyle İskenderun, Mersin limanları da Adana’nın denizle bağlantısını sağlar.

Adana'nm endüstri hayatına, sağladığı elektrik enerjisiyle büyük katkıda bulunan Seyhan Barajı
Adana’nm endüstri hayatına, sağladığı elektrik enerjisiyle büyük katkıda bulunan Seyhan Barajı

Adana Şehri

İl merkezi Adana şehridir. Şehir Toroslar’ dan inip, kuzeyden güneye doğru hızla akan Seyhan ırmağının batı kıyısında kurulmuş­tur. Yavaş yavaş ırmağın doğu kıyısına doğ­ru da yayılmaktadır. Seyhan ırmağının ya­tağı şehrin yakınlarında genişler. Irmağın üzerine Bizanslılar zamanında 310 metre uzunluğunda, 21 gözlü bir taş köprü yapıl­mıştır. Şehir çevresinde Seyhan’ın iki yanı da yemyeşildir; portakal, kayısı, nar bahçe­leri, sebze, şekerkamışı tarlaları vardır. Su taşkınını önlemek amacıyla, şehir boyunca, kuzeyden güneye doğru uzanan bir set yapıl­mıştır. Okaliptüs ağaçlarının gölgelendirdiği geniş, asfalt bir yol istasyondan başlayarak içerilere kadar sokulur. Bu yol üzerindeki Atatürk Parkı, yurdumuzun en büyük şehir parklarından biridir. Şehrin en bakımlı böl­gesi de burasıdır. Bu bölgede, portakal, li­mon bahçeleri içinde yepyeni köşkler yapılmıştır. Ancak, şehrin öbür semtleri Adana’ nın zenginliğiyle, ünüyle bağdaşamayacakdar bakımsızdır. Kuzeydeki istasyon­dan başlayıp şehrin ortasında son bulan caddenin iki yanında dükkanlar vardır. Şehrin tek düzen çarşısı da Burasıdır. Şehirde Ramazanoğulları zamanından kalma güzel bir saat kulesi vardır. Adana hareketli, canlı, eğlence yeri bol bir şehirdir. Günden güne de hızla gelişmektedir. Şehrin nüfusu 568.500’dür (1980 sayımı). Türkiye’nin dör­düncü büyük şehridir.Şehirde sinema, tiyatro hastane, okul gibi çeşitli kuruluşlar vardır.

Tarihte Adana

Adana, bölgesinin tarihi çok eski çağlara kadar  dayanır Çevrede Etiler’den kalma sayısız eski eser

bulunmuştur. İl toprakları içinde, Ceyhan’dan Tarsus’a kadar, pek çok höyüğe rastlanır; bunlar doğudan batıya doğru uzanırlar. Doğu ve kuzey yönlerinde ise, sayıları kırk beşi bulan dağ kaleleri yük­selir. Bölge Etiler’den sonra Asurlular’a geç­miştir. Boğazköy kazılarında bulunan Eti metinlerinde, Adana’dan “Uru Adanla” deye söz edilmektedir. Bizans tarihçilerinden Etien’in yazdığına göre, Uranüs’ün oğulları Adanus’la Sarus, Tarsuslularda giriş­tikleri savaş sonunda, Adana’yı kurmuşlar; şehre Adanus, yanı başından akan ırmağa da Sarus adını vermişler.

Adana İlkçağ’dan beri önemli bir şehir olagelmiştir. Kuzeyden güneye inen, oradan da Suriye ve Mısır’a uzanan tek yolun üze­rinde önemli bir kilit noktasıydı. Adana, Asurlular’dan sonra İranlılar’ın eline geçti (M.ö. VI. yüzyıl). Büyük İskender İran Hü­kümdarı Daryus ile Adana’nın doğusundaki Dörtyol ilçesinin Payas ovasında savaşa tu­tuşmuştu. Savaş sabah başladı, ikindi üzeri sona erdi. Savaşın sonunda, Daryus yenildi; karısını, kızını ardında tutsak bırakarak kaç­tı. .Adana, imparator Pompeus zamanında (M.ö. I. yüzyıl) Romalılar’ın VIl. yüzyılda, Halife Ömer zamanında da Araplar’ın eline geçti. Daha sonra, şehri önce Haçlılar, sonra

Selçuklular aldılar. Bizans imparatoru Romanus Diogenes de, Malazgirt’te Alpaslan’a yenilip tutsak düştükten sonra serbest bıra­kılınca, Çukurova’ya gelmiştir. Bir süre ora­da kaldıktan sonra da katır sırtında İstanbul’ a dönmüştür. Yavuz Sultan Selim Mısır sefe­rine giderken, şehir Ramazanoğulları’nın elinde bulunuyordu. 1517’de şehri Sultan’ a teslim ettiler. Böylece, Adana Ramazanoğulları’nın yönetiminde, yarı bağımsız bir eyalet oldu. Bir süre sonra, devlete başkaldı- ran Mısır Hidivi Mehmet Ali Paşa’nın oğlu İbrahim Paşa şehri işgal ettiyse de, sonunda burası gene Osmanlılar’a kaldı. Şehir bir sü­re Halep eyaletine bağlı bir sancak merkezi olarak kaldıktan sonra, 1867’de vilâyet merkezi oldu. Birinci Dünya Savaşı sonunda

Fransızlar Adana’yı işgal ettiler. Ahali silâh­lanıp dağlara çekildi. Gülek Boğazı’nda kırk kişilik bir milis kuvveti koskoca bir Fransız taburunu tutsak aldı. Bu olay, Kurtuluş Sa­vaşımızın önemli olaylarından biri sayıl­maktadır. 20 ekim 1921’de Ankara Antlaş­ması imzalanınca, Fransızlar şehirden çekil­diler. 5 ocak 1922’de Türk kuvvetleri Ada- na’ya girdi.

Bibliyografya:

Adana (Adana Ticaret ve Sanayi Odası, 1963), Adana Cumhuriyetten Evvel ve Son­ra (1938), Adana Fethinin Destanı (Baki Tonguç Arık, 1943), Adana Okullarında Trahom Savaşı (Doç, izzet Belger, 1950), Adana Strüktür Sondajları (Mehlika i. Taş­man, 1949), Adana Şehrinin Umumî İmar

Plânı (Prof. Herman Jansen, 1937), Adana’ da Bulunan Bronz Heykel (Aziz Organ, 1940) Adana’nın Kurtuluş Mücadelesi Hâtıraları (Esat özoğuz, 1934), Adana Ovası’na Bir Bakış (Kasım Ener, 1960).

 

Gönderiye Yorum Yap