Generic selectors
Exact matches only
Search in title
Search in content
Search in posts
Search in pages

Afrika Edebiyatı’nın Özellikleri Ve Başlıca Eserleri?

AFRİKA EDEBİYATI bir sözlü edebiyat gele­neği olarak doğmuş ve 20. yüzyıla kadar bu özelliğini korumuştur. Evrenin yaratılışına ilişkin efsaneler sözlü edebiyatın ilk ürünleri­dir. Tanrılara tapınırken söylenen övgü ve kehanet şarkıları, kabilelerinin tarihini anla­tan saz şairlerinin şiirleri, ergenliğe ulaşan çocuklara dinsel bilgilerin ve kabile tarihinin öğretilmesi, atasözleri, bilmeceler ve hayvan öyküleri Afrika edebiyatının sözlü geleneğini oluşturur. Kuşaktan kuşağa aktarılan sözlü edebiyat ürünleri toplum kurallarının yerleşip pekişmesine ve dilin zenginliklerinin öğretil­mesine de yardımcı olur.

Şiir en çok kullanılan sözlü edebiyat biçimi­dir. Kişiler başlarına gelen önemli olayları şiir diliyle birbirlerine aktarırlar. Afrika sözlü edebiyatının önemli bir özelliği de şiirlerin şarkı biçiminde söylenmesidir. Şiirler en çok tanrıları, insanları, hayvanlan, bitkileri ve kentleri övmek için söylenir. Avcı şiirleri, kehanet şiirleri, büyücü şiirleri, maskeli eğ­lencelerde okunan şnrler, şarkılar ve doğaç­tan söylenen şiirler en yaygın şiir türleridir. Büyülü sözcüklerle örülmüş bazı şiirlerin tö­renlerde okunduğu zaman iyilik ya da kötülük getireceğine inanılır.

Tanrılara ve yaratılışa ilişkin öyküler de sözlü edebiyat geleneği içinde zengin bir yer tutar. Bazen efsanevi bir kral, bazen bir kentin kurucusu, bazen de doğaüstü yaratık­lar tanrılaştırılarak gizemli tanımlama ve nite­lemelerle anlatılır.

Öykülere konu olan hayvanların başında tavşan, kaplumbağa ve örümcek gelir. Bu hayvanların en önemli özellikleri insanları aldatabilecek kadar akıllı olmalarıdır. Bu öyküleri anlatanlar bir yandan hayvanları överken, bir yandan da insanın kusurlarını alaya alırlar.

Halkların bilgi birikimini, davranış biçimle­rini, yaratıcılık ve mizah duygularını yansıtan atasözleri Afrika sözlü edebiyat geleneğinde çok yaygındır. Afrika’da konuşma ve tartışma becerisi bu atasözlerinin kullanımına dayanır. Konuşmacı ne kadar çok atasözü kullamrsa o kadar bilgili sayılır.

20. yüzyılla birlikte Afrika edebiyatındaki sözlü gelenek yerini yavaş yavaş yazılı edebi­yata bırakmıştır. Çağdaş Afrika edebiyatında çeşitli Afrika dillerinin yanı sıra, bir zamanlar kıtaya yerleşmiş sömürgeci beyaz Avrupalılar’ın diliyle, yani Fransızca, İngilizce ve Portekizce yazılmış yapıtlara da rastlanır.

Afrika’nın Bantu dilleri konuşulan kesimle­rinde, 19. yüzyılın sonlarında açılan misyoner okullarıyla, okuryazarlık ve Hıristiyanlık etki­si aynı zamanda yaygınlaştı. Bu dönemde Afrikalı yazarlar kendi kültür geleneklerin­den uzaklaşarak batı edebiyatının türlerini benimsediler. Yapıtlarında, Hıristiyanlar’ı “iyi”, Hıristiyan olmayanları “kötü” olarak tanımladılar. Bantu dillerinde ürün vermiş sanatçılar arasında Thomas Mokopu Mofolo (1876-1948) 20. yüzyıl Afrika edebiyatının ilk önemli romancısı sayılır.

Batı Nijerya halklarınca konuşulan ve sözlü geleneği çok zengin olan Yoruba dilinde özgün edebiyat ürünleri 1940’larda yayımlan­maya başladı. Daniel O. Fagunwa (1903-63) Yorubalar arasında çok sevilen bir yazar oldu. Ruhlar, canavarlar, tanrılar ve cadılarla dolu serüven romanlarında üslubu son derece canlıdır ve mizah duygusu ağır basar. Daha sonra yetişen Amos Tutuola (doğumu 1920) da Fagunwa’dan etkilendi. Çağdaş Yoruba edebiyatı ayrıca tiyatro alanında da başarılı ürünler verdi.

Afrika dilleri içinde köklü yazılı edebiyat geleneği olan tek dil, Arap harflerinin kulla­nıldığı Svahili dilidir. Bu dilde 17. yüzyıldan günümüze ulaşan örneklere rastlanır. Bunlar çoğunlukla Arap, İran ve Urdu etkileriyle yazılmış şiirlerdir. Konu bakımından kahra­manlık şiirleri başta gelir; düzyazılarda ise destan etkileri görülür. Daha Avrupahlar Afrika’ya gelmeden önce Svahili dilinde yazıl­mış tarih kitapları da vardır. Svahili dilinin 20. yüzyılda en tanınan yazan Shaaban Robert’tir (1909-62). Yapıtlannda İslam ve Hıristiyan kültürlerinin izleri bir arada görülür.

Afrika’da Fransızca edebiyat, Fransız yö­netiminin uyguladığı sömürgeci siyasete bir tepki olarak doğdu. Senegalli Léopold Sédar Senghor 1930’larda Paris’teki Sorbonne Üniversitesi’nde okurken, “siyah güzeldir” sloganıyla Afrika kültürünün zenginliğini savunan Nég­ritude sanat akımını başlattı. 1947’de Afrika’ nın önde gelen edebiyat dergisi Présence africaine’i (Afrika’nın Varlığı) yayımlamaya başladı. 1948’de hazırladığı Anthologie de la nouvelle poésie nègre et malgache (“Yeni Zenci ve Madagaskar Şiiri Antolojisi”) ise Afrikalı aydınlan önemli ölçüde etkiledi. Bu akıma katılanlardan Camara Laye’nin (1928- 80) le Regard du roi (1954; “Kralın Bakışı”) adlı romanı Afrika edebiyatının başyapıtlarından biri sayılır. Gene Senegalli Sembene Ousmane da sömür­ge yönetimlerinin iç yüzlerini sergileyen ro­manlarıyla dünyaca tanınan bir yazar oldu.

İngilizce 18. yüzyıldan başlayarak Afrika’ da yazı dili olarak kullanıldıysa da, bu dilde bir Afrika edebiyatı ancak 1950’lerde ortaya çıkabildi. NijeryalI Chinua Achebe , uyanmakta olan Afrika’nın çelişkilerini sergilediği yapıtlarıyla ünlendi. Nobel Edebiyat Ödülü almış ilk Afrikalı yazar olan Wole Soyinkada NijeryalI’dır. Gambialı Lenrie Peters (do­ğumu 1932) ve Night of My Blood (1971; “Kanımın Karanlığı”) adlı yapıtın yazan Ganalı Kofi Awoonor (doğumu 1935) da İngiliz­ce ürünler vermiş önde gelen Afrikalı şairler­dendir. 1961’de yayımlanmaya başlayan Transition (Değişim) adlı edebiyat dergisi genç yazarlara yer vererek özellikle Doğu Afrika’da edebiyatın gelişmesine katkıda bu­lundu. Bunlar arasında Kenyalı James Thiong’o Ngugi (doğumu 1938) ve Ugandalı Grace Ogot (doğumu 1930) sayılabilir.

Afrika’da Portekizce yazılan şiirler, ilk kez 1958’de Antologia da Poesia Negra de Expressâo Portuguesa’mn (“Siyahların Portekizce Yazdıklan Şiirler Antolojisi”) yayımlanmasıy­la tamndı. Afrika ülkelerinin sömürgeciliğe karşı özgürlük ve bağımsızlıklarını savunmalanyla dikkati çeken bu şairler arasında 1975’te Angola devlet başkam olan Agostinho Neto (1922-79) da vardı.

Güney Afrika edebiyatı geleneksel kültürle beslenerek 19. yüzyılda ürünler vermeye baş­ladı, 20. yüzyılda birçok önemli yazar yetişti.

Bunların çoğu bu ülkedeki ırkçı yönetim tarafından tutuklandı, hapsedildi, kimileri de yurtlarını terk etmek zorunda kaldılar. Başka ülkelere yerleşen Güney Afrikalı yazarlar, ülkelerindeki ırkçı yönetimin uygulamalarını dünya kamuoyuna duyurdukları gibi edebi­yatlarının tanınmasını da sağladılar.

Güney Afrika’da edebiyat Bantu dilleri, Afrikaner dili ve İngilizce olmak üzere üç ayrı kanalda gelişti. Giderek güç kazanan Bantu dillerindeki edebiyat özellikle Thomas Mofolo’nun 1925’te yayımlanan Chaka’sı ile ünlen­di. Zulular’ın büyük önderi Şaka’nm (Chaka) destanı olan bu kitap büyük başarı kazandı ve birçok yazara örnek oldu. Bantu edebiyatının en parlak temsilcileri ise, Siyahlar’ı yoksullu­ğa sürükleyen koşulları yüreklilikle ortaya koyan Benedict Wallet Vilakazi (1906-47), Lesotholu romancı O. K. Matsepe ve şair Maditsi’dir.

Güney Afrika’ya yerleşen sömürgecilerin konuştukları, Hollanda dilinden türemiş Afri­kaner dilindeki ilk yazılı yapıtlar I. Dünya Savaşı sonrasında görüldü. Öncüler arasında Elsa Joubert, Anna Louw ve şair Van Wyk Louw (ölümü 1970) sayılabilir. Düşünceleri nedeniyle dokuz yıl hapse mahkûm edilip sonra yurdunu terk etmek zorunda kalan şair Breyten Breytenbach ve gene yurtdışında yaşamak zorunda kalan André Brink, Afrika­ner edebiyatının en ünlü iki adıdır. Güney Afrika’daki İngilizce edebiyat yapıtlarında ırk aynmı politikasının insanlık dışı olduğu vur­gulanır.

Song of the City (1945; “Kentin Şarkısı”) ve Mine Boy (1946; “Madenci Ço­cuk”) romanlarının yazarı Peter Abrahams (doğumu 19Ï9) ve The Conservationist (1974; “Korumacı”), A Soldier’s Embrace (1980; “Askerin Kucaklayışı”) adlı romanlarıyla dik­kati çeken Nadine Gordimer (doğumu 1923), Ağla Sevgili Yurdum’un {Cry the Beloved Country; 1948) yazan Alan Paton (doğumu 1903), Barbarları Beklerken (Waiting for the Barbarians; 1980) ve Michael K Nasıl Yaşadı’ nm {Life and Times of Michael K; 1983) yazan John M. Coetzee (doğumu 1940), şair Oswald Mitshali (doğumu 1940) İngilizce yazan başlıca yazarlardır.

 

Asya-Afrika Yazarlar Birliği’nin merkezi Kahire’dedir. Bu birliğin süreli yayın organı olan ve çeşitli dillerde yayımlanan Lotus dergisiyle de Afrikalı yazarların ürünleri çe­şitli ülkelere ulaşmaktadır.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir