Generic selectors
Exact matches only
Search in title
Search in content
Search in posts
Search in pages

Afrika’nın Tarihi Özelikleri Nelerdir?

Afrikanın Tarihi ve Özelikleri Nelerdir
Afrikanın Tarihi ve Özelikleri Nelerdir

19. yüzyıldan önce Afrika’nın büyük bölü­münde, her biri kendi yönetimine, çoğu kez kendi diline ve kültürüne sahip bağımsız dev­letler vardı. Değişik dinlerin ve bu dinlerden kaynaklanan özgün sanat biçimlerinin beşiği olan Afrika’da bugün de dans, müzik ve hey­kel ilanında çeşitli üsluplar görülür.

Hıristiyanlık ve Müslümanlık Hz. İsa ile Hz. Muhammed’in ölümlerinden kısa bir süre sonra Afrika’ya ulaştı. Ne var ki Afrikalılar’ın çoğu geleneksel toplum düzenlerini koruya­bildikleri sürece yerel dinlerine bağlı kaldılar. 17. yüzyıla kadar Afrika büyük uygarlıkların ve imparatorlukların beşiği oldu. Daha sonra küçük krallıklar yaygınlaştı.

Afrikalılar’m ilk ilişkiye geçtikleri yabancı­lar doğulular, özellikle de Araplar’dı. 9. ve 10. yüzyıllarda Arap denizciler Kızıldeniz’den Madagaskar Adası’na kadar bütün Doğu Af­rika kıyılarında ticaret merkezleri kurdular.

15. ve 16. yüzyıllarda gerçekleşen coğrafi keşifler yeni kıtaların Avrupa ülkelerince keşfedilmesine ve sömürgeleştirilmesine (yö­netimleri altına alınmasına) yol açmıştı. İlk coğrafi keşifler ve sömürgeci yayılma, Porte­kiz ve İspanya krallarının ayrıcalık tanıdığı ti­caret şirketleri aracılığıyla gerçekleştirildi. Bu şirketlere çoğu kez sömürgeleri yönetme gö­revi de verildi. Afrika’nın tropikal bölgeleri 15. yüzyıldan başlayarak önce altın, sonra kö­le ticareti nedeniyle Avrupalılar’m akınma uğradı. Özellikle Güney Afrika’ya giden beyaz göçmenler, geri dönmemek üzere bu bölgeye yerleştiler. 1440’larda ilk kez Batı Af­rika’dan altın tozu ve köleler Portekiz’e gel­meye başladı.

1494’te papa, yeni keşfedilen topraklan ve insanlan Portekiz ile İspanya arasında paylaş­tırdığını Tordesillas Antlaşmasıyla açıkladı. Buna göre Afrika kıyıları, Hindistan ve Bre­zilya ile birlikte Portekiz’e bağışlandı.

Yerli halk belirli malları yalnızca sömür­geci ülkelerin şirketlerine satmaya zorlandı. Sömürgeci ülkelerin üretimiyle rekabet ede­bilecek ürünlerin yetiştirilmesi kısıtlandı ya da yasaklandı. Örneğin Portekiz, kendi sö­mürgelerinde zeytin, zeytinyağı ve üzüm üre­timini yasakladı; şekerpancan üretimini özen­dirirken şeker yapımını durdurdu. Usta dokumacılar sömürgelerden sürüldü, yal­nızca en kaba kumaşların dokunmasına izin verildi.

Sömürgecilik yöntemlerini daha da gelişti­ren İspanya, Afrika’nın güçlü kuvvetli erkek­lerini yakalayıp köle olarak satan şirketlerden aldığı köleleri Amerika’daki kolonilerinde (sömürgelerinde) çalıştırmaya götürdü. Köle ticaretinin sürdürüldüğü 400 yıl boyunca Afri­ka, 75 ile 90 milyon arasında genç erkeğini yitirdi. Bu dönemde Amerika’ya 15 milyon köle getirilmişti. Aradaki fark, köleleştirilen Afrikalıların yolda ya da Afrika’daki bekle­me depolarında ölmesinden kaynaklanmak­tadır.

Sömürgecilik 17. yüzyılda Fransa ve Hol­landa’nın, 18. yüzyılda Fransa ve İngiltere’ nin, 19. yüzyılda ise yalnızca İngiltere’nin egemenliğinde sürdü. 20.yüzyılın başında bütün kıta İngiltere, Fransa, Almanya, İtalya, İspanya, Belçika ve Portekiz arasında bölüşülmüştü. I. Dünya Savaşı’nda Almanya yenilince, onun sömürgele­ri zafer kazanan ülkeler arasında bölüşüldü.

Bugünkü Afrika ülkelerinden yalnızca Eti­yopya sömürge olmadı. 20. yüzyıla gelindiğin­ de Liberya ve Mısır bağımsızlıklarını kazan­mışlardı. Bugün Afrika’da yalnızca Réunion Fransa’ya bağlı bir ada devletidir. Özellikle son 30 yıldan bu yana ulusal ba­ğımsızlık hareketleri, askeri darbeler, dış mü­dahaleler ve ırk ayrımcılığına karşı mücadele­ler Afrika kıtasını sarsmaktadır.

1960’larda kıtanın büyük bölümü yeniden Afrikalıların yönetimine girdi. Yalnız Güney Afrika’daki ırk ayrımı politikası güden beyaz yönetim bugün de siyasal iktidarı elinde tut­maktadır.

Sömürge yönetimleri döneminde Afrika’ mn büyük bir bölümü gelişemedi. Çünkü bu yönetimler yüzyıllar boyunca Afrika halkının yaşam düzeyini iyileştirmeden, kıtanın ma­denlerini, hammaddelerini ve öteki zenginlik­lerinin başlıca amacı, kıtanın kaynaklarını Bağımsızlık sonrasında yeni Afrika yönetim­lerinin başlıca amacı kıtanın kaynaklarını halklarının yaşam ve eğitim düzeyini yükselt­mek için kullanmak oldu.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir