Generic selectors
Exact matches only
Search in title
Search in content
Search in posts
Search in pages

AGÂH EFENDİ (1832-1885) Kimdir?

AGÂH EFENDİ (1832-1885) Türkiye’de gaze­teciliğin öncüsü sayılır. Yedi yıl tıp öğrenimi gören Agâh Efendi okulu bitirmeden ayrıldı ve Fransızca çevirmeni olarak Babıâli Tercü­me Odası’nda çalışmaya başladı. 1852-54 ara­sında, Paris elçiliğine atanan Rıfat Paşa’nın sekreterliğini üstlendi. Yurda dönüşünde Şinasi ile tanıştı ve 1860’ta Tercüman-ı Ahval (Durumların Sözcüsü) gazetesini birlikte yayımlamaya başladılar. Altı ay sonra Şinasi’nin ayrılması üzerine gazeteyi tek başına çıkarmayı sürdürdü.

Özel sermayeyle çıkarılmış ilk Türk gazetesi olan Tercüman-ı Ahval bir haber gazetesi olmakla kalmayıp, ülkenin o dönemdeki birçok ekonomik ve toplumsal sorununu tartışmaya açtı. Halkın kolay anlayacağı bir dil kullanılmasına özen gösteren gazete eğitime de önem verdi. Eği­timdeki bozuklukları eleştirdi, çağdaş eğitim anlayışını savundu. Bu anlayışa uygun yayınlan nedeniyle bir süre kapatıldı. Agâh Efendi’nin başyazarlığını yaptığı Tercüman-ı Ah­val Türk basın tarihinde yeni bir dönemin başlangıcı oldu.

Agâh Efendi 1861-65 arasında gazeteciliği­nin yanı sıra posta bakanlığı görevini de sürdürdü. İstanbul’da güçlü bir posta örgütü kurdu ve 1863’te Türkiye’de ilk kez posta pulu kullanımını başlattı. Bu uygulamayla posta işlemleri büyük ölçüde basitleşti ve çeşitli yanlışlıklar, yolsuzluklar önlendi.

Agâh Efendi yenilikçi aydınlann kurduğu Yeni Osmanlılar Cemiyeti’nin 1865’teki ilk üyelerindendir. Bu örgüt Osmanlı aydınlan arasından seçilecek üyelerle bir meclis toplan­masını ve ülkenin bu meclisten çıkan yasalarla yönetilmesini savunuyordu. Namık Kemal, Ziya Paşa gibi aydınlar bu örgütün önderle- rindendi. Padişahın baskılan sonucu Agâh Efendi ve öteki örgüt üyeleri yurtdışma kaçtı­lar. 1867-71 yıllan arasında Fransa, İngiltere ve Belçika’da yaşayan Agâh Efendi Paris’te arkadaşlan ile birlikte Muhbir (Haberci) ve Hürriyet gazetelerini yayımladı. Siyasal etkin­liklerden çok gazetecilikle uğraştı.

1871’de padişahın çıkardığı afla yurda dö­nünce bir süre devlet memurluğu yaptı. Ama II. Abdülhamid padişah olunca görevinden alındı; önce Bursa’da, daha sonra Ankara’da altı ay sürgün yaşadı. Bağışlandıktan sonra Rodos ve Midilli mutasarrıflıklarına getirildi. 1885’te atandığı Atina elçiliği görevinin ilk aylarında öldü.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir