Menü Kapat

AHLAK nedir ?

İnsandaki manevi değerlere, davranışlara denir. Ahlâk, felsefenin başlıca kollarından biridir. Bu konuda, “İyi”, “Kötü” kavram­ları üzerindeki değer hükümleri işlenmiştir.

Ahlâk felsefesi birtakım “norm”lar (ku­rallar) ortaya koyar; ne gibi davranışların ahlâkî sayılabileceğini inceler, insan başka insanlarla bir arada yaşamaktadır. Böyle ol­duğuna göre, insanın öyle bir hayat tarzı ol­malıdır ki, başkalarının da yaşamasına im­kân versin. Ahlâk felsefesinde başlıca iki ayrı görüş vardır: Bunlardan biri, ahlâkî davranış­larda özgürlükten yanadır; öbürü ise gere­kirciliğe (determinizme) eğilimlidir. XIX. yüzyılda, Amerikan filozofu William James ile Fransız filozofu Henry Bergson, özgürlü­ğü temel olarak aldılar. Bunlara göre, hayat hiçbir şekilde kayıtlara, şartlara bağlı bir düzen değildir. Çünkü, hayatta sürekli bir yenilenmeye ihtiyaç vardır. Gerekirciler (de­terministler) ise, çeşitli sorumlulukların ma­nevî etkisi altında olduğumuzu, bu yüzden de, davranışlarımızda hiçbir zaman tam an­lamıyla özgür olamayacağımızı ileri sürerler.

Ahlâk ilkeleri, en ilkel topluluklarda bile, türlü biçimlerde kendilerini gösteregelmişlerdir. ilkel kavimlerde “tabu” (yasak) lar vardır. Yiyecek, evlilik, doğum gibi, çeşitli konularda tabulara rastlanmıştır.

Ahlâk kuralları, tarih boyunca çeşitli de­ğişikliklere uğramış, her milletin kendi ge­leneklerine göre, türlü biçimlere girmiştir.

Eski İslâm ahlâkı, dinî temellere dayanan bir bilimdir. Araplar, Aristo (Aristoteles), Pitagor (Pythagoras), Eflâtun (Platon)’un eserlerini kendi dillerine çevirmişlerdir. İs­lâm bilginleri de ahlâk konusunda birçok eserler yazmışlardır. Bu arada, özellikle Ef- lâtun’un “İdea’Mar düzeninin İslâm düşünür­leri üstünde büyük etkisi olmuştur.

Zamanımıza kadar birçok filozoflar, ahlâ­kı psikolojik, toplumsal, materyalist açılar­dan incelemişlerdir.

Gönderiye Yorum Yap