Menü Kapat

AHMEDİ ( ? – 1413) kimdir ?

XIV. yüzyılda yaşamış OsmanlI şairlerinin en tanınmışıdır, ünü XV. yüzyılda, Şeyhi’ nin parlamasından sonra da sarsılmamış, eser­leri Anadolu’nun dışında bile okunmuştur.

Asıl adı Tacettin İbrahim’dir. Doğum yeri, doğum tarihi, hayatı üzerinde kesin bir bilgi­miz yoktur. Tezkerelerde verilen bilgiler de birbirini tutmamaktadır. Ancak, Ahmedî’nin hayatını Osmanlı ülkesiyle Germiyan Beyli- ği’nde geçirdiğini, ilk olarak da Germiyan Beyi Süleyman Şah’ın yanında bulunduğu­nu biliyoruz. Germiyan Beyliği OsmanlI bo­yunduruğu altına girdikten sonra da, I. Ba- yezit’in Emir, Süleyman’ın, I. Mehmet’in ya­nında bulunmuştur. Şair maceralı bir hayat yaşamıştır. Amasya’da öldüğü sanılmaktadır.

Şair, “İskendername” adındaki eserini Emir Süleyman’a sunmak üzere hazırlamıştı. Ancak, Emir Süleyman ölünce, eseri Yıldı- rım’ın oğlu Süleyman Çelebi’ye sundu, “iskendername” mesnevi tarzında yazılmıştır; yaklaşık olarak 10.000 beyitten meydana gelmiştir. Bu eser, büyük bir ün salmış, yal­nız Anadolu’da değil, İran’da, Türkistan’da bile tanınmıştır. Eserin konusu, Makedonya’ lı İskender’in hayatıdır. Şairin “Cemşid-ü Hurşid” adındaki mesnevisi de güzel bir aşk hikâyesidir; 5000 beyitten meydana gelmiş­tir. “Tarih-ül Ervah” ise, 4000 beyitlik bir mesnevidir; eserde cinsel ilişkiler, zevk ve sefahatla ilgili konular, hekimlik bilgileriyle birleştirilerek anlatılmıştır. Bu eser, Süley­man Çelebi adına yazılmıştır. Şairin bir de divanı vardır. Ahmedi, bu divanda sanatını, kişiliğini bütün açıklığıyla canlandırmıştır.

Ahmedî, usta bir şair olduğu kadar, ince ve zarif nükteleriyle de tanınmış bir sanat­çıdır. Aksak Timur’un Anadolu’da bulundu­ğu sırada, onunla yapmış olduğu cesur ve pervasız şakalar tarihe geçmiş, ancak bunlar yanlış bir yakıştırmayla Nasrettin Hoca’ya mal edilmiştir. Bilindiği gibi Nasrettin Hoca, Timur’un Anadolu’ya gelişinden çok önce yaşamış ve ölmüştür, Ahmedt’nin Nasrettin Hoca’ya mal edilen fıkralarından en ünlüsü bu hükümdarın; “Yahu, biçtiğin fiyat sadece benim şu belimdeki futa öder.” Itifâziria kar­şı: “iyi ya, ben de zâteh bu futaya fiyat ver­miştim, yoksa siz beş para etmezsiniz.” şek­linde olanıdır.

 

AHMEDÎ’DEN BİR GAZEL

Gül mü zibâdır letafette ya ruhsarın senin Lâle mi hoştur taravette ya dıdârın senin

Nergis-i rânâ mı yeydür ya senin elâ gözün Sümbül-i zibâ mı ycy ya zülf-i mekkârın senin Rüzgârın çevri mi çok ya benim zâriliğim Devr mi çok zulmeder ya çeşm-i hünhârm senin

Milket-i âlem mi yeydür ya senin asayişin Mihnet-i dünya mı artuk yâhut âzârın senin Firkatin mi acıdır billâh yehut ayşım benim Can mı tatludur yehut lâl-i şeker-bârın senin

Nâliş-i kumru mu artuk ye benim zâr ettiğim Nağme-i bülbül mü yeyrektür ya güftârın senin Ahmedî’nin şi’ri mi yeydür ya nazm-ı gevherin Ab-ı havvan mı ola tatlu yehut yârın senin.

 

Gönderiye Yorum Yap