Menü Kapat

Farmakoloji Nedir? Önemi ve Uygulama Alanları

Farmakoloji, ilaçların, vücut fizyolojisinin ve bu ikisinin sağlık ve hastalıkta nasıl etkileşime girdiğini inceleyen bir bilim dalıdır. Bir farmakolog haline gelen kişiye farmakoloji alanında belge ve ünvan verilir. Bir farmakolog, klinik farmakoloji, teorik farmakoloji ve nöro- yada psikofarmakoloji konusunda uzmanlaşabilir. Farmakoloji çalışması, insanlarda ve hayvanlarda kullanılan her ilacın oluşumunu ve etkisini sonuçlarıyla açıklamalıdır. Farmakoloji adı verilen tüm bir araştırma alanı, hastalığınızı tedavi edecek ve size zarar vermeyecek ilaçlar alabilmenizi sağlamakla sorumludur. Başlangıçta biyolojik açıdan aktif kimyasalların açık etkilerini açıklayan bilimsel bir disiplin olan farmakoloji, şimdi ilaçların biyolojik etkilere neden olduğu moleküler mekanizmaları araştırıyor.

Farmakoloji, çoğu zaman fizyoloji, biyokimya ve hücre ve moleküler biyoloji de dahil olmak üzere bir dizi temel bilim disiplininden bilgi ve beceri kazandırdığı için köprü bilimi olarak tanımlanır. Farmakologlar bu bilgiyi terapötiklerin rasyonel gelişimine “çeviri edebilir”. Çok disiplinli eğitimlerinin bir sonucu olarak, farmakologlar uyuşturucu, hormon ve kimyasal ile ilgili problemleri çözmede eşsiz bir perspektif sunabilirler.

Tıptaki kimyanın önemini vurgulayan Endokrin bezleri, ilk izole epinefrin (adrenalin), kristalize insülin (1926) gibi araştırmaları John Jacob Abel’in (1857-1938) çabaları sayesinde Abd’de (Amerika Birleşik Devletleri) tıb da büyük bir alan olarak ortaya çıkmıştır. Ve ABD’de ilk farmakoloji profesörü olmuştur. Klinik Farmakoloji, teorik olarak, bitkisel ilaçların ve uyuşturucuların insanlar üzerindeki etkilerini gözlemleyerek yüzyıllar boyunca uygulandı. Bu çalışmaların çoğu deneme yanılma yoluyla yapıldı. 1900’lerin başında, bilimsel gelişmeler, bilim adamlarına fizyolojik etkilerin incelenmesini biyolojik etkilerle birleştirmelerine olanak verdi. Bu, bilim adamlarının insülini keşfetmek için klinik farmakoloji kullandıkları ilk büyük atılıma yol açtı. Bu keşif klinik farmakolojisi multidisipliner bir alan olması için genişlediğinden ve insanlarda ilaç etkileşimi, terapötik etkinlik ve güvenlik anlayışına katkıda bulunmuştur. Zaman içinde klinik farmakologlar daha kesin ölçümler yapabilir ve ilaç tedavilerini kişiselleştirebilir.

Farmakokinetik ve farmakodinamik. Bunlar, bir ilacın emniyet ve eyleminin kapsamlı bir resmini sağlamaya adanan farmakolojinin iki temel alanıdır.

Hastalıklara özgü farmakoloji
Farmakoloji eğitimi alanlar bunu bir hastalık perspektifinden yada tıbbi yada biyokimyasal açıdan inceleyebilirler. Farmakolojinin hastalık perspektifi sağlık ve hastalıktaki vücut süreçlerine bakar ve bazı ilaçların söz konusu vücut süreçlerini nasıl etkilediğini inceler. Psikofarmakoloji alanında, araştırmacılar, beyin kimyasallarının ve depresyon gibi hastalıkların işlev bozukluğunun kalıplarını incelerler.

Mesela, depresyondaki hastaların beyinlerinde norepinefrin ve serotonin miktarlarında azalma olduğu bulunmuştur. Farmakolojideki araştırmacıların görevi bu beyin nörotransmitterlerinin düzeylerini yükseltmenin yollarını geliştirmektir. Farmakolojide yapılan diğer çalışmalar, serotonin ve norepinefrin geri alım inhibitörleri yada SSRI’lar adı verilen bir ilaç sınıfı geliştirdi. Bu ilaçlar, bu nörotransmitterlerin parçalanmasını engeller ve böylece genel seviyeleri yükseltir.

Farmakoloji araştırmacıları, yeni ilaçların güvenilirliğini ve etkililiğini belirlemekle de yükümlüdür. Dozajlar belirlenir ve yeni bir ilaç FDA ya da insan kullanımı için diğer düzenleyici kurum tarafından onaylanmadan önce klinik araştırmaların çok aşamalı yapılması gerekir. Ancak o zaman ürün pazarlanabilir ve satılabilir.

Tıbbi ve biyokimyasal yaklaşım
Bir başka mühim farmakoloji alanı, farmakokinetiği için geçerli olduğundan belirli bir ilacın özelliklerini içerir. Farmakokinetik, bir ilacın verilmesi şeklini ve vücuda almış olduğu genel yolu araştırır. Bir ilacın vücutta absorbe edilmesi, midede bozunup bozulmadığı yada absorbe edildikten sonra karaciğer tarafından aşırı oranda metabolize edildiği (birinci geçiş tesiri denilen bir fenomen) dahil olmak üzere tüm detayları inceler.

Bu farmakoloji modeli ilacın nereye dağıldığına bakar. Bazı ilaçlar lipofiliktir, yani yağ dokusunda tercih edilirler. Diğer ilaçların, beyinde çalışması beklenen bir ilaç olması halinde iyi olabilecek kan-beyin bariyerini geçip geçmediğini, beynin varlığından kaynaklanan yan etkilere neden olup olmadığını görmek için değerlendirilmesi gerekir.

Belli bir ilacın metabolizması tam olarak anlaşılmalıdır. Bazı ilaçlar sadece karaciğerde metabolize olurken bazıları asla metabolize olmaz. Ek olarak bazı metabolitler toksiktir ve toksik metabolitleri olan ilaçlardan kaçınılmalıdır. İlacın ve metabolitlerinin atılım şekli anlaşılmalıdır. Bazıları dışkı yoluyla giderilirken diğerleri idrar, cilt yada akciğerler yoluyla giderilir.

Farmakologlar çoğu zaman laboratuar ortamında çalıştırılır. Çoğu zaman hükümet, akademik, bilim yazarlığı, bilimsel patent, özel sektör, biyoteknoloji, adli tıp, halk sağlığı yada çevre bilimleri ortamlarında çalışırlar. Son on yılda yaşam bilimlerindeki ilerleme, farmakolojiye yeni fırsatlar ve güçlükler getirdi. Mesela, insan genom dizisinin tamamlanması, farmakogenetikte araştırmaları büyük ölçüde hızlandırdı ve uyuşturuculara verilen yanıtların değişkenliği ile ilgili insan genetik faktörlerinin daha iyi anlaşılmasına izin verdi.

Gönderiye Yorum Yap