Menü Kapat

Farz, Şart, Rükün, Vacip ve Sünnet Terimlerinin Anlamları

Farz”, kesin ve bağlayıcı bir delil ile yapılması istenen fiil ve amel demektir.

Vâcip”, kesin olmayan bir delil ile yapılması istenen fiil ve amellere denir.

Farz olsun vacip olsun her iki görevin de yapılması zorunludur. Yerine getirilmesinin gerekliliği bakımdan ikisi arasında bir fark bulunmadığı için Hanefîler vacibe amelî farz demişlerdir.

Kesin olmayan bir delil ile sabit olduğu için vâcibi inkar eden kâfir olmaz. Farzı inkar eden ise kâfir olur.(Ebû Zehra Muhammed İslam Hukuku Metodolojisi, s. 42-63. Çeviri Abdülkâdir Şener, Ankara Üniversitesi İlahiyat Fakültesi Yayınları, birinci baskı, Ankara, 1973.)

ŞART VE RÜKÜN NEDİR?

Farzlar, şart ve rükün olmak üzere iki kısma ayrılır:

Şart, hükmün varlığı kendisine dayanan şeydir. Şart bulunmazsa hüküm de bulunmaz, ancak şartın bulunması hükmün bulunmasını gerektirmez. Meselâ abdest namazın şartıdır, abdest bulunmazsa namaz olmaz, ancak abdestli olunca namaz kılınmış sayılmaz. Aynı şekilde, ihram haccın şartıdır. İhrama girilmeden haccın diğer farzları geçerli olmaz.

Rükün, ibâdetlerin ve akitlerin aslî unsurları demektir. Mesela namaz ibadetinde, kıyam, kıraat, rüku ve secde rükündür. Aynı şekilde hac ibadetinde Arafat vakfesi ve ziyaret tavafı rükündür.

Şartlar, rükünlerden önce yerine getiririlir. Şartlar yerine getirilmeden rükünler geçerli olmaz.

SÜNNET NEDİR?

Sünnet, bir fıkıh terimi olarak farz ve vâcip olmayarak Peygamberimizin yaptığı ve Müslümanların da yapmasını istediği görevlerdir.

Farz olsun, vacip olsun sünnet olsun, her ibadetin kendi içinde farzları, vacipleri ve sünnetleri vardır.

Bir ibadetin farzı (şart veya rüknü) olan bir görev terk edilirse o ibadet geçerli olmaz. Mesela namazın abdestli olarak kılınması farzdır. Abdestsiz kılınan namaz geçerli değildir, yeniden kılınması gerekir. Aynı şekilde hacda ihrama girmek farzdır. İhrama girmeden hac yapılsa veya Arafat vakfesi ya da ziyaret tavafı terk edilirse yapılan hac geçerli olmaz, yeniden yapılması gerekir.

Vaciplerden biri terk edilirse yapılan ibadet bâtıl olmaz, vacibin terki ile meydana gelen eksiklik keffaret veya ceza ile telâfi edilebilir. Mesela üç veya dört rekatlı bir namazda ilk iki rekattan sonra oturmak vaciptir. Bir kimse oturmadan üçüncü rekata kalkıverse namaz batıl olmaz, namazın sonunda “sehiv secdesi” ile bu eksiklik telafi edilir. Aynı şekilde hacda Müzdelife vakfesi vaciptir. Bu görev terk edilse hac batıl olmaz, bu eksiklik dem ile (bir koyun veya keçi kurban etmekle) telafi edilebilir.

Hacda terk edilen bir vacip usulüne göre iade edilirse her hangi bir ceza gerekmeden telafi gerçekleşmiş olur.

Bir ibadetin sünneti terk edilirse o ibadet batıl olmaz, sevabı eksilir. Mesela namazda sübhâneke duası okunmasa, hacda kudüm tavafı yapılmasa kılınan namaz ve yapılan haccı geçerli olur, ancak sünnet sevabından mahrum kalınır.(Semerkandî, II, 381.)

KAYNAK: Diyanet Hac İlmihali, DİB Yayınları, 2013, Ankara

Gönderiye Yorum Yap