Menü Kapat

GDO’larla İlgili Bilmemiz Gereken 5 Önemli Husus

Son zamanlarda toplumda tartışması gittikçe alevlenen mevzu olan GDO (Genetiği değiştirilmiş organizma)’yu ne kadar tanıyoruz? Televizyonlarda devamlı tartışma programlarına mevzu olan ve bilim insanlarının bile hala uzlaşma sağlayamadığı konulardan biridir GDO. Bir taraf zararının olmadığını düşünürken bir diğer taraf ise çok zararlı ve mutfaklarımızdan tamamıyla uzak tutulması gerektiğini savunmaktadır. Peki biz GDO konusunu ne kadar iyi biliyoruz? Gelin 5 maddeyle konunun üstüne gidelim.

1. GDO Bitkilere Şırınga İle Verilmez!
GDO ilk olarak hastalık ve böceklere karşı direnç sahibi bitkiler üretmek için ortaya çıkmıştır. Bu kapsamda ilk başta bitkilerin genetiği sadece daha dayanıklı olması için değiştiriliyordu. İlk olarak GDO ise soya fasulyesi, mısır, kanola, şeker pancarı, kabak ve pamukta kullanılmıştır. GDO bilinenin aksine bitkilere şırınga ile verilen bir şey değildir. Genetik istenilen şekilde laboratuvara değiştirilir ve yeni genetik kodlu tohumlar oluşturulur. Bu sayede o tohumlardan çıkan bitkiler hem bakteri ve böceklere karşı daha dayanıklı hem de normal halinden çok daha çok ürün veren halde olurlar.

2. Çekinerek Yaklaşmakta Haklıyız!
Evet, bilimsel topluluklardan bazıları GDO’nun güvenliliğini sorguluyor, uzun vadeli çalışmalar istiyor ve birçok Avrupa ülkesi bunların kullanımına izin vermiyor. Ve bir diğer iddia ise gıdaların güvenilirliğini değerlendiren bağımsız olması gereken kuruluşların büyük şirketlerin baskısı altında kaldığı iddiasıdır. Bununla birlikte Dünya Sağlık Örgütü, ” genel nüfusun bu tür gıdanın tüketimi sonucunda insan sağlığına hiçbir tesiri gösterilmediğini ” belirtiyor. Peki bu kadar sağlıksız olduğu iddia edilen makaleye rağmen neden hala çekinerek yaklaşmamız gerekiyor sorusunun cevabı da: Çünkü daha uzun vadede etkileri bilinmiyor. Yani bir diğer değişle şuan sağlıklı gözükebilir fakat vücudumuzda 30-40 yılda değişikliğe yol açabilir.

3. Tartışmalı Bir Mevzu!
Evet, GDO’lar tartışmalı bir konudur. Bunun en büyük sebebi ise Amerika’da yapılan bir çalışmaya dayanır. Çalışmada aynı oranda bilim insanı ve halka GDOlar güvenli midir sizce diye soruluyor. Sonuçlar ise halkla bilim dünyası arasında bir uçurum olduğunu gösteriyor. Bilim insanlarının %88’i evet güvenli derken, bu sayı halkta sadece %37 olabiliyor. Urbana-Champaign’deki Illinois Üniversitesi Besin Bilimi ve İnsan Beslenmesi Bölümü’nden profesör olan Bruce Chassy, “Bu, halkın inandığı şey ile bilimsel literatürü okuyanların inananları arasında büyük bir farklılığın olduğunu gösteriyor” diyor. Bu aslen halkın sorunu değil. Eğer güvenliyse bile halka yeterince ne olduğunu açıklayamıyorlar.

4. Her Gün Masalarımızda GDO’lu Ürünler Yiyoruz!
Ekmeği içinde GDO’lu mısır gibi belirli malzemeleri ortadan kaldırmak, tüm içeriğindeki GDO’lu ürünlerin ortadan kaldırılması anlamına gelmez. Van Eenennaam adlı bir araştırmacıya göre, ekşi krema yapmak için kullanılan sütün GDO’lu yem ile beslenen ineklerden gelebileceğini yada peynirdeki pıhtılaştırıcı maddenin bir GDO’lu mikroplardan türetilebileceğini iddia ediyor. Bu iddialar ise çok doğru. Çünkü o kadar hayatımızın içine girdi ki artık tüketici için hangisi GDO’lu hangisi değil ayırt etmek çok zorlaştı.

5. İyi Şeyler de Oluyor!
Bilim dünyası hala sağlıklı mı zararlı mı diye tartışadursun. Dünyada GDO’lu ürünlerin fişlenmesi fikri büyük ölçüde önem kazanıyor. Özellikle Amerika ve bazı Avrupa ülkeleri ürün etiketlerinde GDO’lu ürünler kullanılmıştır etiketini zorunlu tutmaya başlıyor. Bu gelişmelerin yakın zamanda ülkemize de geleceğini düşünmekteyiz.

Küçük bir hatırlatma en fazla GDO soya ve mısırda bulunmaktadır. Eğer asla yoktan başarabildiğim kadarıyla GDO’dan uzak bir yaşam yaşayayım derseniz ilk olarak bu iki besini hayatınızdan çıkarmanızı tavsiye ederiz. Sağlıklı yaşamlar!

Kaynakça:
http://www.health.com/food/chipotle-drops-gmos

Gönderiye Yorum Yap