Menü Kapat

İklimsel Değişimlerin Balıkçılığa Etkileri

Balıkçılık dünya genelinde her geçen gün daha mühim bir sektör olmaya başlamasıyla günümüzde kaynakların sorumlu ve sürdürülebilir avcılığı önem kazanmıştır. Çünkü gelişen teknoloji av miktarını arttırsa da her geçen gün kaynakların yoğun bir av baskısıyla karşı karşıya olması ve balıkların üremeleri için talih verilmemesi gibi durumlar kaynakların tükenmesine ve denizlerin çölleşmesine neden olur. Deniz ekosistemi yalnızca insan baskısıyla değil iklimlerin ani değişimleriyle de olumsuz etkilenmektedir.

İklim değişikliği zaten yoğun av baskısı ve antropojenik tesir altında olan dünya balık avcılığında kalıcı değişikliklere neden olmaktadır. Özellikle çoğunluğu Afrika ve Asya ülkelerinde bulunan iç su balıkçılığı ve buradan elde edilen besinler yüksek risk altındadır. Asya ülkelerinde özellikle iç su balıklarının yetiştiriciliği yaygın olduğundan iklimsel değişimlerin olumsuz etkileri bu ülkelerde fazlasıyla hissedilir.

İklimsel Değişimlerin Ekolojik ve Fiziksel Etkileri

İklimsel değişimlerin altında olan okyanus ve denizler ısınır fakat bu ısınma coğrafik olarak eş bir dağılım göstermez. İklimsel ısınmanın neden olduğu ısı ve salinite’nin birlikte tesiri ile yüzey suyunun yoğunluğunu azaltması beklenir ve böylelikle dikey katmanlaşma meydana gelmektedir. Yani tuzluluk ve ısı farkları su yüzeyinden başlayarak dip kısımlara doğru kümeleşirler. Bu durum değişik su kütleleri oluşturması sebebiyle nutrient yani gıda tuzları olarak bilinen elementlerin yüzey tabakaya geçişini ve kullanımını olumsuz etkiler. Bir diğer değişle dipteki gıda tuzları tabakalaşma sebebiyle yüzeye ulaşamaz. Bunun sonucunda birincil ve ikincil üretim düşer ve zincirleme bir şekilde ekosistemde yer edinen diğer türlerde bu durumdan etkilenir. El-Nino da yaşanan sıcaklığın, tuzluluğun kombinasyonu olan yoğunluk değişimi ile başta Peru Hamsisi (Engraulis ringens) ve diğer türlerin avcılığının çok azalması bu duruma örnektir.Upwelling adı verilen dip akıntılarının yüzeye çıkması olayı kimi zaman iklimsel değişimler ile gıda zincirine zararlı tesir ederek azalır. Bu durum başta fitoplankton ve balık üretimini mevsimsel olarak düşer.

Okyanuslarda asitlik derecesinin yükselmesi yani pH ‘ın düşmesi mercan resiflerinin güçsüzleşmesiyle bütünlüğünü bozarak mühim bir şekilde tehdit eder. Kısa dönemde artan asitlik ve ısı düzeyleri mercan resiflerinin beyazlaşmasını ve bozunmaya uğrayarak ona bağlı olan diğer canlıları olumsuz etkiler. Sıcaklığın artması gibi iklimsel değişimler çoğu zaman sıcak su türlerinin yayılım alanını arttırırken, soğuk su türlerinin yayılım alanını azaltması beklenen bir durumdur. Bu durumda en hızlı şekilde etkilenen türler pelajik türlerdir. Yüzey su sıcaklığının artmasıyla pelajik balıklar dip sulara doğru inerler böylelikle üreme zamanı da bu durumdan etkilenir. Akdeniz’de istilacı ve egzotik türlerin görülmeye başlamasının bir sebebi de iklimsel değişim ve ısınmadır. Akdeniz’ in tropikalizasyonu sıcaklığın artması ile sıcak ve ılık suda yaşayabilen canlıların daha yüksek enlemlere taşınması ile sonuçlanır.

Yüksek enlem ve yüksek rakımda bulunan göllerde durum farklıdır, bu göllerde sıcaklığın artması suyun buz tutması durumunu engeller ve ısınan suda alglerin artışı gözlenir. Üretim artar. Fakat tropikal derin göllerde nutrientin azalmasıyla alg üretimi düşer. Göllerin akıntı sistemleri daha değişik bir yapıdadır. Su sirkülasyonu zamana, sıcaklığa bağlı olarak değişir. Sirkülasyon yoğunluğa tesir eden parametre tuzluluk tesiri az olduğundan yavaştır.

Balıkçılığa Etkileri

İklim değişiklikleri dediğimiz durum aslen mevsimlerin normalin üstünde seyretmesi ile yaşanan anomalilerdir. Isı artışları yada aşırı soğuklardır. Balıkçılığa bağlı ekonomiler bu mevsimsel değişimlerden fazlasıyla etkilenirler. Sıcaklığın artması ile yüzeyde azalan gıda balık stoklarını azaltır yada dip kısımlara gitmesine neden olur. Ekonomisi zayıf ve az gelişmiş ülkeler bu durumdan kolay etkilenir. Zaten aşırı tüketim sebebiyle tükenmeye yüz tutmuş stoklar birde iklimlerdeki ani değişimler tarafından zarar görmesiyle balıkçılık sektörü yeni uygulamalar ve yasaklarla karşı karşıya gelecektir. Bu yasaklar ve uygulamalar balıkçılıkla uğraşan ülkelerde hükümetler tarafından sürdürülebilir ve sorumlu balıkçılık anlayışı ile uygulanır ve balık stoklarının ileri nesiller için kalıcı hale getirilmesi sağlanmalıdır.

İklimsel değişimler her ne kadar doğal olaylar olarak bilinse de sanayileşme ve ormanların tahrip edilmesi gibi durumların etkileri vardır. Ek olarak fosil yakıtlar, odun yanması küresel ısınmayı hızlandıran büyük etkilerdir. Yeşil karbon bitki ve toprak tarafından tutulan karbonlar olup küresel karbon döngüsü için hayatidir. Mavi karbon ise tüm okyanuslarda ve buradaki canlılar tarafından tutulan karbondur ve yeşil karbondan %55 daha fazladır. Denizlerdeki bitkileri karbon atomlarının tutulmasını sağlayan başlıca türlerdir ve her yıl %2-7 arasında bir oranla insan baskısı, yanlış yönetim sebepleri ile hızla yok olmaktadır. Bitkilerin azalması, tabakalaşma ile sirkülasyonun düşerek karışımın gerçekleşmemesi ve asitliğin artması gibi nedenler okyanusların CO2 emilimini düşürür. Sonuç olarak hükümetler bilim adamları ve balıkçılarla iş birliği içinde olmalı, deniz ekosistemini koruyacak kararlar alıp uygulamalıdır.

Gönderiye Yorum Yap