Kınakına ağacının kabuğundan çıkarılan bîr ilâçtır. Çok eskiden beri bilinen bu ilâç, hekimliğin tedavi alanında senelerce baş köşeyi tutmuş, çeşitli hastalıklara karşı şifa olarak kullanılmıştır.

Kininin birçok çeşitleri vardır. Başlıcaları sülfat, klorhidrat, bromhidrat, valarianat tuzları halindedir. Çoğu toz olarak kullanılır. Lezzetleri çok acıdır, suda erimez, sindirim yollarından kolaylıkla geçip vücuda yayılırlar.


Kininin ilâç olarak en fazla kullanıldığı hastalık sıtma (malarya) dır. Senelerce bu hastalığın tek ilâcı olarak kalmış, yalnız, sıtma mikroplarının her çeşidine etki edemediğinden, zaman içinde, kimya biliminin ilerlemesi üstüne, kininden daha güçlü sıtma ilâçları yapılmıştır. Bundan dolayı, kininîn bugün sıtma ilâcı olarak önemi azalmıştır, ancak, ateşli hastalıklarda, özellikle grip hastalığının tedavisinde, bu hastalıktan korunmada kullanılmaktadır.

Kinin gereken ölçüde verilirce ateşi düşürür, iştahı açar, vücuda, kalbe kuvvet verir. Ölçü aşılırsa zehir tesiri gösterir, zararlar doğurabilir: Bu zehirli tesirler bulantı, kusma, baş dönmesi, kulak uğultusu gibi belirtilerle baş gösterir, sağırlık, görme bozuklukları, denge bozukluğu, kalb zayıflaması gibi hallere yol açabilir. Bazı kimselerde kinine karşı özel bir alerji hali vardır. Bunlar kinini az oranda bile alsalar vücutlarında kurdeşenler, kırmızılıklar, şişkinlikler belirir, kaşıntılar olur, hasta fenalıklar, baygınlıklar geçirir. Fazla oranda kinin hamile kadınlarda çocuğun düşmesine yol açabilir.