Menü Kapat

Lise Meitner Kimdir?

Lise Meitner 7 Kasım 1878 tarihinde Avusturya-Macaristan İmparatorluğu’nun başkenti Viyana’da zengin, kültürlü bir ailede dünyaya gelmiştir.

Babası avukat ve satranç ustası Philipp Meitner’dir. Annesi yetenekli bir amatör müzisyen olan Hedwig Skovran’dır. Lise, çiftin sekiz çocuğundan üçüncüsüdür. Meitner ailesi Yahudi kökenlidirler. Bu Nazi döneminde sıkıntılı bir dönem olacaktır. Lise daima akademik eğilimli yetiştirilmiştir. Babası, erken eğitiminde yardımcı olmak için özel matematik öğretmenleri tutmuştur. Ek olarak, piyano çalmak, kitap okumak gibi çeşitli hobiler edinerek kişisel gelişimini sağlamıştır. Lise, 1800’lü yılların sonunda 14 yaşlarındayken ilkokulu bitirmişti.İlginçtir ki ailesi tarafından üniversite eğitimine hazırlanmak için dil okuluna gitmesine izin verilmemiştir.

Böylece Lise evde kalarak kitap okuyup piyano çalmıştır. Sonunda babasına, Viyana Üniversitesi’nde fen dersleri alıp almayacağını sormuştur. Babası eğitimini evde alması gerektiğini belirtip üniversite eğitimine sıcak bakmıyordu. Babasını ikna eden Lise’nin önce bir öğretim vasıflandırması yapması gerekiyordu. Eğitim ve öğretimden çok uzak kalmıştı. Lise, 1899 senesinde Fransızcayı öğrenmiştir. Babası hemen sonra 1901 senesinde gireceği üniversiteye giriş sınavına hazırlanmak için özel öğretmenler tutarak Lise’nin sınavlara hazırlanmasını sağlamıştır.

Lise Meitner, 1901 senesinde Viyana Üniversitesi’ne kaydını yaptırmıştır. Fizik alanında yüksek lisans yapmaya karar vermiştir. 1906 senesinde fizik dalında doktora derecesini almıştır. Günlerini artık fizik öğretimi için harcıyordu. Akşamları, üniversitenin fizik laboratuvarında yeni radyoaktif fenomenini araştırmıştır. Berlin Üniversitesinde Max Planck’un derslerine bir dönem katılıp katılamayacağını araştırmıştır. Berlin’in bulunduğu Alman Prusya eyaletindeki üniversitelerde, hanımefendilerin üniversite eğitimi almasına izin verilmezdi. Planck, Meitner’ın bir dönem Berlin’e gelmesinin ve ders almasının kabul edildiğini belirtmiştir. 1907 senesinde Lise Meitner Berlin’e gelmiştir. Berlin’de tam 30 yıl kalmıştır.

Kendine özgü yetenekleri konusunda utangaç ve mütevazi bir şekilde, araştırma çalışmalarına kendisini rahat bırakmanın bir yolunu bulmak zorunda kalmıştır. Fizik ve kimya sınırında bir mevzu olan radyoaktivite çalışmayı dendmiştir. Berlin’deki bilim adamlarıyla buluştuğunda, fizik fakültesi tarafından karşılanmış ancak kimya fakültesi tarafından karşılanmadığını fark etmiştir. Çoğu kimyager ondan uzaklaşmasına rağmen, Otto Hahn’ın adıyla kendi yaşındaki istekli bir kimyagerle yakında bir araya gelecektir. Hahn zaten yeni radyoizotoplar keşfederek Ernest Rutherford’un laboratuvarında etkileyici bir çalışma yapmış ve kısa süre önce Berlin’in kimya fakültesine katılmıştır.

Hahn’ın Berlin Kimya Enstitüsü’nde Meitner’e laboratuar alanı sağlamasına izin verilmedi. Bunun yerine, Enstitü bünyesinde küçük bir marangoz atölyesinin kullanımını tahsis edildi ve müşterek çalışma programına ekipman yerleştirdi. Bu on senelerdir sürecek bir bilimsel ortaklığın başlangıcı da olmuştur. Resmi statüsü bulunmamasına rağmen, Berlin’deki fizik laboratuarının kabul edilen bir parçası olmuştur. Meitner akademik dergilerde kendi adıyla yada Hahn’la işbirliği içinde, 1908 senesinde radyoizotop keşfi ve diğer konular dahil olmak üzere gazete yayınlamaya başlamışlardır. 1909 senesinde Meitner ve Hahn radyoaktif geri tepmeyi keşfetmişlerdir. Meitner ve Hahn, radyoaktif geri tepmenin oldukça yüksek saflıkta öğeler üretmek için kullanılabileceğini gösterdiler. 1912 senesinde, Kaiser Wilhelm Kimya Enstitüsü, hem Hahn hem de Meitner’i istihdam ederek bünyelerine katmıştır. Ertesi yıl, Enstitü Meitner’e maaş ödemeye başlamış ve 34 yaşlarında, mali açıdan bağımsızlığını ilan etmiştir.

1914 senesinde Almanya 1. Dünya Savaşı’na girmiştir. Meitner, savaşın ön hattında röntgen çalışmaları yaparak yaralı askerlere yardım etmiştir. Savaş bitmeden iki yıl önce 1916 senesinde araştırma çalışmalarına dönmüştür. Artık mesleki olarak tanınan Meitner, 38 yaşına geldiğinde, Berlin Akademisinin protaktinyum keşfi için Leibniz madalyası ve 1918 senesinde Kaiser Wilhelm Enstitüsü Radyasyon Fiziği Direktörü olmuştur. 1922 senesinde Berlin Üniversitesi’nde fizik öğretim görevlisi olarak da vazife yapmıştır.

Meitner ve Hahn’ın radyoizotop araştırmaları, onlara yüksek kaliteli araştırmaları için veri sağlamıştır. Uluslararası düzeyde yüksek bir üne kavuşmuşlardı. Kimya ve Fizikte senelik Nobel Ödülü için başarıyla on kez aday gösterilmişlerdir fakat Nobel Ödülü kazanamamışlardır.

1933 senesinde Adolf Hitler Almanya’nın lideri oldu ve Yahudi kökenli Almanlar işlerinden kovulmaya başlamıştı. Bir Avusturyalı Yahudi kökenli Meitner için durum o kadar fena değildi fakat Planck ve Hahn’ın protestolarına rağmen, Naziler Meitner’in Berlin Üniversitesi’nde ders vermesine izin verilmeyeceğini belirtmiştir. Kaiser Wilhelm Enstitüsü’nde kıdemli araştırma görevine devam edebilmiştir. 2. Dünya Savaşı’nın sona ermesiyle birlikte Meitner Nazi acımasızlıklarının tüm boyutlarını görmüştü ve Almanya’da bir daha asla yaşamak istemediğine karar vermiştir. 1949 senesinde çift İsveç vatandaşı oldu ve 1953 senesinde emekliye ayrılıncaya kadar Stockholm’de çalışmıştır. 1938’de Lise Meitner, nükleer fisyonun muazzam oranda enerji üretebileceğini keşfetmiştir.

2. Dünya Savaşı sona erdiğinde, atom bombasının annesi olarak alkışlanmıştır. Aslen, hem övgü hem de bombayı onaylamamıştır. Nükleer enerjinin yalnızca barışçıl amaçlar için kullanılması gerektiğini belirtmiştir. Tartışmalı bir şekilde Lise Meitner’e hiçbir zaman Nobel Ödülü verilmiş olmasa da, 1997’de 109 sayılı Kimyasal Element’in onuruna Meitnerium seçildiğinde eserleri daha istisnai bir şekilde kabul edilmiştir.

Lise Meitner, 27 Ekim 196 tarihinde Cambridge’de 89 yaşlarında ölmüştür.

Gönderiye Yorum Yap