Mustafa Kemal’in doğduğu yer olan Selânik, 500 yıla yakın bir süre boyunca bir Osmanlı şehri olarak kaldı. Bu dönem içinde Hristiyan, Yahudi ve Müslüman toplumların hep birlikte uyum içinde yaşamış olduğu mühim bir kültür ve ekonomi merkezi haline geldi. Rumeli’de yer edinen bu şehir, Osmanlı Devleti’nin Avrupa ile ticaretinde mühim bir merkez konumundaydı. Sahip olduğu limanla Ege Denizi’ne açılan ve demiryolu ağı ile Üsküp, Belgrat ve İstanbul gibi mühim merkezlere bağlanan bu kentte, 1800’lü yılların sonlarına doğru 90 bin Yahudi, 30 bin Rum ve 10 bin Türk yaşamaktaydı.


18.ve 19. yüzyıllarda Avrupa’da meydana gelen sosyal, siyasal ve ekonomik alandaki değişimler Osmanlı İmparatorluğu’nu da derinden etkiledi. Çok uluslu bir yapıya sahip olan Osmanlı Devleti özellikle Fransız İhtilali ile ortaya çıkan milliyetçilik akımından olumsuz yönde etkilendi. Osmanlı aydınları, İmparatorluğu dağılmaktan kurtarmak amacıyla yeni arayışlara yöneldiler. Batıcılık, İslamcılık ve Türkçülük gibi birçok düşünce akımının oluşmasını sağladılar. Genel olarak Fransız Devrimi’nin neticelerini doğru değerlendiren bu aydınlar, kurtuluşun ancak meşrutiyetin ilanı ile gerçekleşeceğine inanmışlar ve bu doğrultuda özellikle Selanik kentinde örgütlenmişlerdi. Bununla birlikte düşüncelerini geniş kitlelere yaymak amacıyla çeşitli gazete ve dergiler hazırlamışlardı.

Kısaca meşrutiyet yönetimi, Osmanlı İmparatorluğu’nun dağılmasını önleyecek tek çare olarak düşünülmüştü. Ancak, gelişmeler umulduğu gibi olmadı. Milliyetçilik akımının yaygınlaşması sonucu pek çok millet, Osmanlı İmparatorluğu’ndan ayrılarak ulusal devletler kurdu.

Osmanlı imparatorluğu, dünyada meydana gelen,bilim ve teknik alanındaki gelişimleri de izleyememiş ve derhal her alanda geri kalmıştı. Ekonomisi ise kapitülasyonlar yüzünden iyice gerilemiş, iç ticaret yok denecek düzeye inmişti. Mustafa Kemal, o sırada sorunların en yoğun olduğu Makedonya bölgesinde bulunuyor ve çevresinde olup bitenler onu çok etkiliyordu.

Mustafa Kemal’in doğup büyüdüğü seneler, bir imparatorluğun çöküşü için tüm koşulların gözler önünde bulunduğu yıllardı. Ülkeyi İstanbul’dan yönetenler, halktan uzak yaşıyor ve sorunları göremiyorlardı. Yerel yöneticiler, merkezin denetiminden kurtulup halkına baskı yapan ve çıkarlarına göre hareket eden insanlar haline gelmişlerdi. Ordu, disiplin ve eğitim gibi iki mühim niteliğini kaybetmişti. Rüşvet, iltimas ve yoksulluk halkı büyük bir rahatsızlığa itecek noktaya getirmişti. Halkta sorunların düzeleceğine dair en küçük bir inanç yoktu.

İşte bu olayların yaşandığı bir ortamda doğup büyüyen Mustafa Kemal, Osmanlı İmparatorluğu’nun karşı karşıya bulunduğu sorunlarla çok genç yaşta ilgilenmeye başladı. O, dünyada meydana gelen siyasal, ekonomik ve bilimsel gelişimleri yakından izliyor, bu gelişmelerin ışığında vatanın ve milletin içinde bulunduğu fena durumun nedenlerini araştırıyor, çözüm yolları arıyordu.