Sabır, en güç ve karanlık günlerde esenlik ve kurtuluşa uzanan bir ümit ışığıdır. Yeter ki şahıs bu ışığı ruhunda bulabilsin. Maksada aceleyle değil sabırla erişilebileceğini söyleyen Mevlâna, bunu kendince şöyle yorumlar: «Ümitsizliklerden sonra nice ümitler var… Karanlığın ardında nice güneşler var. Sabır gamdan kurtulmak için bir anahtardır.»

Bazıları sabrı zorluklar karşısında acizlik duymak, kendilerini olayların akışına tam bir teslimiyetle bırakmak sanırlar. Oysa, yukarıdaki ifadelerden de anlaşılacağı gibi sabır, temelinde büyük bir güç taşıyan ruh olgunluğu, erdemi oluşturan bir temel taşıdır. Hele «zaman»la birleşti mi. La Fontaine‘in deyişiyle «öfkeden daha yaman bir güç» haline gelir. Öyle ki onunla imkânsızlıklar aşılır, yeni yeni çareler bulunur.

Sabır bir ruh olgunluğudur dedik. Bu, öyle bir olgunluktur ki, katlanması zordur fakat ruhun kendi kendisini yenilemesini sağlar. Bu dönemde şahıs, kendini manen kurtarır, güçlü kılar. Büyük, küçük olağan yada olağanüstü hazırlanan herşeyde sabrın büyük bir görevi vardır. Ağızlarda söylendiği gibi sabır acıdır fakat meyvesi tatlıdır. Yeter ki sabretmesini bilelim.