Menü Kapat

Tarihe Geçen ünlü Ağaçlar

dünyanın en büyük ağaçları
dünyanın en büyük ağaçları

Kaliforniya’da 4 bin yıllık mamut ağaçlarının, Batı Kanarya Adaları’nda 6 bin yıllık dragon ağaçlarının bulunduğunu biliyor muydunuz?

Ağaçlar, genellikle, insanlardan daha çok yaşarlar. Bunun için, her yerde birkaç yüzyıllık ağaçlara rastlanabilir.

Batı Kanarya Adaları’nda La Orotava’ daki dragon (andem) ağacının 6.000, Ka­liforniya’daki mamut ağaçlarının pek ço­ğunun da 4.000 yaşını aşkın olduğu sa­nılmaktadır. Biyoloji bilginlerinin yaptığı kesin hesaplara göre, servi ve porsuk ağaçları 3.000, Lübnan sediri (kaftanağacı) 2.000, ladin 1.200, ıhlamur 1.000, melezağacı 600, kayın 300, gürgen 150 yıl kadar yaşar.

BÜYÜKDERE ÇINARI

Kimi ağaçlar, büyüklükleriyle, ya da tarihi olaylara karışmalarıyla bütün dünya­ya ün salmışlardır. İstanbul’daki Büyükdere Çınarı yakın zamanlarda üzerine dü­şen bir yıldırımla yıkılıncaya kadar, dün­yanın en büyük ağaçlarından biriydi. Bi­rinci Haçlı Seferi komutanlarından Godefroy de Bouillon 1096 yılında ordusu­nu İstanbul’da topladığı zaman, karargâ­hını bu ulu çınarın altına kurmuştu.

KIZ BEKÇİLERİ

İstanbul’da Topkapı Sarayı’nın birinci avlusundan Gülhane Parkı’na inen yolun kıyısındadır. Bugün büsbütün kurumuş olan bu çınar da, bilinen en yaşlı ağaç­lardan biriydi. Bilindiğine göre, bu ağaç, tâ Fatih zamanından beri büyüklüğüyle tanınmıştı. Hattâ, şöyle bir hikâyesi de vardı: Saraydaki cariyelerden biri kaç­mayı kafasına koymuş. Duvardan atlayıp kaçacağı sırada oradan geçmekte olan bi­ri kızı yakalamış, ulu çınarın kovuğuna saklamış. Fatih Sultan Mehmet, kızın kö­tü bir niyetle kaçmadığını, dürüst bir adamın da onu kanatları altına aldığını öğrenince, kızı cezalandırmamış. Hattâ, adamın ricası üzerine, çınarın yakınında bir de ocak yaptırtmış. işte bu ağaca Kız Bekçileri adı verilmiştir. Bu ocak, sarayı bekleyen kırk askeri barındırırdı. Zamanla adı Kaz Bekçileri oldu.

KANLI ÇINAR

İstanbul’un tarihi bakımdan önemli ağaçlarından biri de Sultanahmet Meyda­nındaki Kanlı Çınar’dır. Bugün Ayasofya Müzesi’yle Sultan Ahmet Camisi ara­sında kalan alandaydı. Çınarın altında taşla örülmüş bir de set bulunuyordu. Ağacın Ayasofya’ya doğru uzanan kalın bir dalı vardı. Kanlı Çınar’ın yeri, bugün park olan alanın içinde kalmıştır. 1648 yılında Sultan İbrahim’in tahttan indir­mek için bir ayaklanma patlak verdi. Başkaldıranlar, Sadrazam Ahmet Paşa’yı boğduktan sonra, çınarın altına bıraktılar. 1655 yılında da, ulûfelerin ödenmemesi üzerine, bir yeniçeri ayaklanması başgösterdi. O sırada padişah olan IV. Mehmet, asilerin isteği üzerine, Kızlar Ağası’nı, Kapı Ağası’nı boğdurtup, cesetlerini asi­lere teslim etti. Ayrıca, Mülki Kalfa’yia kocası Şaban Ağa’nın da başları vurdu­ruldu. Bütün bu cesetlerin başları çınarla­rın dallarına asıldı; günlerce rüzgârda sal­landı durdu. Bunun üzerine, halk dehşete düştü; eski bir efsaneyi hatırlayarak, çı­nara “Şecer-i Vakvak” adını verdi.

ZİNCİRLİ SERVİ

İstanbul’un başka bir tarihî ağacı da Zincirli Servi’dir. BizanslIlar devrinden kalmadır. Bugün, kurumuş olarak, Koca- mustafa Camisi ile Sümbül efendi Türbesi avlusu arasında durmaktadır. Zamanla yaşlanan servinin altına bir destek yapıl­mış, dallarını taşıyabilmesi için de göv­deye zincirlerle bağlanmıştı. Ağaç bu zincirleri de taşıyamayacak kadar yaşla­nınca, zincirler toplanıp Şehir Müzesi’ne kaldırılmıştır.

Gönderiye Yorum Yap