Menü Kapat

UFO: Sistematik Bir Hikaye Mi? Yoksa Gerçeklik Mi?

Uzun seneler boyunca bilimin ve buna paralel olarak tekniğin de gelişmesiyle birlikte insanoğlu, medeniyet seviyesini bir ileri noktaya taşırken, aslen yaşamış olduğu hiçbir dönem bir sınır olmadığını bu yüzden ilkelliğin aşılamaz olduğunun yeni keşifler yaptıkça bir kez daha farkına varıyor. 1899 senesinde Amerika Patent Dairesi Başkanlığı yapan Charles Duell’in, bu günleri tahmin etseydi asla dile getirmeyeceği, artık bir klişe olan ve “buluş edilebilecek her şeyin buluş edildiği ve yeni hiçbir şeyin olmayacağı” düşüncesi dilden dile tebessümle dolaşırken, her yeni keşifte bir kez daha çürümeye mahkûm oluyor ve bilimin sınır kabul etmediğini ispat ediyor.

Dünya düz mü, yoksa bir küre mi tartışmalarının aşılmasıyla birlikte bir ihtimal de düşünce ufku gelişti insanoğlunun ve daha geniş perspektiften bakmayı başarabildiği anda da mikro ve makro ölçüdeki değişik yaşam formlarını keşfederek, bunun neresinde olduğunu merak etmeye başladı.

Düşünmek, sorgulamak, septik yaklaşım ilme ve bilime daima hizmet ederken; kesin yargıların, bağnazlığın ve ön yargıların da insanı yerinde saydırdığı aşikardır.Oldukça fantastik görünen; ancak araştırmacılar tarafından bazı temellere dayandırıldığında da ciddi bir şekilde düşünmeden insanın kendini alamadığı ve zaman içinde merak uyandırarak bazı soruların oluştuğu ve bu sorulara neden sonuç ilişkileriyle yanıt ararken kendi içine çeken bir mevzu da UFO’lar ve dünya dışı canlıların olup olmadığıdır. Ülke gündemleri her gün değişik olsa da UFO dosyası bir şekilde canlı tutuluyor ve güncelliğini koruyor. Birçok insan inanmamayı tercih etse de, inananların ve hatta bazı olaylara tanık olduğunu söyleyenlerin sayısı azımsanamayacak kadar çok. Bundan dolayı SiriusUFO Uzay Bilimleri Araştırma Merkezi, ülkemizde profesyonel düzeyde bu işle ilgilenip, araştırmalar yapmakta bu konudaki birçok soruya da ışık tutmaktadır.

Dünya Dışı Yaşam Mümkün mü?

UFO’ların varlığına inanıp inanmamayı seçmeden önce, uzay araştırmalarının nasıl başladığı konusunda biraz bilgi sahibi olmakta yarar var. II. Dünya Savaşı’nın ardından oluşan doğu ve batı bloğunu temsil eden iki devlet; Sovyet Sosyalist Cumhuriyetler Birliği (SSCB) ve ABD arasında yaşanan soğuk savaş döneminde, iki güç arasında gerginlikler ve rekabetler yaşanmıştır. Savaşın ardından güçlenen SSCB’nin SPUTNIK-1 adını verdiği ilk suni uydusunu 1957 senesinde uzaya fırlatması ile iki devlet arasındaki yeni rekabet uzay yarışları oldu. SPUTNIK-1’in fırlatılmasından bir ay sonra SPUTNIK-2’nin fırlatılmasıyla geride kalmak istemeyen ABD, 1958 senesinde Ulusal Havacılık ve Uzay Dairesi’ni (NASA-National Aeronautics and Space Administration) kurdu. Uzay araştırmaları için ayrılan bütçe tepkiye neden olunca, SSCB’nin uzay hakimiyetini elde ederek dünyaya da hakim olmasının önüne geçilmesi gerektiği şeklinde bir açıklama yapılarak halk ikna edilmeye çalışıldı.

İlerleyen yıllarda uzay çalışmalarında birçok aşama kaydedilmiş; Ay’a ve Mars’a gidilmiş, buralarda yaşamın mümkün olup olmadığı araştırılmaya başlanmıştır. Bu süreçte çalışmalar devam ederken NASA’nın, Mars’ta önce buz halinde su bulunduğunu açıkladıktan sonra, akışkan kıvamda su bulunduğuna dair yeni izlere rastlaması dünya dışı yaşamın mümkün olabileceğine dair fikirleri güçlendirmiştir. İnsan, dünya haricinde bir gezegende yaşamını sürdürebilir mi ya da değişik gezegenlerde insan dışı canlıların varlığı mevcut mu gibi soruların yanıtları ise aranmaya devam ediyor.

Tarihi Çağlarda UFO’lar Görüldü mü?

Tanımlanamayan Uçan Nesne’nin İngilizce karşılığı Unidentified Flying Object’in baş harflerinden oluşan UFO; insan yapımı olmayan, dolayısıyla dünyaya ait olmayan bir teknolojiyle yapılmış ve dünya dışından geldiği düşünülen uçan cisimlere verilen isimdir.
Tarihin her döneminde UFO’ların gözlendiğine dair ifadeler var. Bu ifadelerin dayanak noktası ise; Mayalar, Sümerler gibi birçok eski uygarlığın arkeolojik buluntularının, o dönemde ileri astronomi ve mühendislik bilgilerinin olduğunu göstermesi, UFO’ya benzeyen cisimlerin resmedildiği tabletlerin bulunmuş olmasıdır. Okudukça ve araştırdıkça çok şaşırtıcı ve hayretler içinde bırakan geçmiş uygarlıkların, dünya dışı akıllı varlıklarla etkileşime geçtiği düşünülmektedir.Günümüze daha da yaklaşacak olursak, UFO’ların görüldüğü en eski tarih 1839 yılı olarak belirtiliyor. O yıllarda Nizip ilçesinde gece ışıklar görüldüğü iddia ediliyor. Osmanlı arşivlerinde bulunan bir belgenin de buna kanıt oluşturduğu ifade ediliyor. ABD’nin Texas Eyaleti’nde ise 1878 senesinde bir köylünün UFO gördüğü de belirtiliyor.

Roswell Olayı

1947 senesinde gerçekleşen olayda, ABD’nin New Mexico Eyaleti’nin Roswell Kasabası’nda yaşayan bir çiftçi olan William Mac Brazel, Temmuz ayında bir fırtına sonucunda komşularının da şahit olduğu bir patlama sesi duyuyor. Daha sonraki günlerde çiftliğinde metal parçaları olan bir yıkıntı bulan W. Mac Brazel, olayı yetkililere bildiriyor. Akabinde bir ekiple vaka yerini incelemeye giden yetkililer UFO olduğunu düşündükleri bir araç enkazı buluyorlar. Olayın daha da olağandışı yönü ise 3’ü cansız 1 tanesi yaralı 4 adet dünya dışı varlıkla karşılaşmaları. Panik yaratan olayın ardından, enkazın ve bulunan varlıkların incelenmesi amacıyla 51. Bölge adı verilen ve bu gün de hakkında bilgi sahibi olunamayan; II. Dünya Savaşı’nın ardından, dünyanın başat iki gücü olan Amerika ve Rusya’nın özellikle uzay çalışmalarında birbirleriyle rekabet halinde oldukları soğuk savaş yıllarında da gizli çalışmalar yürütülen ve bu gün de yüksek güvenlik önlemleriyle korunan meşhur üsse yıkıntı ve dünya dışı varlıklar taşınarak incelemelerde bulunuluyor.Olayın dikkat çekici yönlerinden biri ise, UFO’nun bununla beraber ABD’nin mühim askeri üslerinden biri olan 509. Bombardıman Üssü civarlarında düşmüş olmasıydı. Dikkat çekici olmasının sebebi ise, uzmanlara göre UFO’ların daha çok nükleer araştırmaların yapıldığı yerler, askeri üsler, yanardağlar, yer altı kaynaklarının yoğun olduğu bölgeler gibi stratejik öneme sahip yerlerde görülüyor olmasıdır.Paniğe neden olan vaka sonrası bir basın toplantısı düzenlenerek açıklama yapılsa da, sonrasında yetkililer olayı örtbas ediyor ve düşen cismin aslen meteoroloji balonu olduğu yönünde bir düzeltme yoluna gidiyor.

Roswell Olayı’nın yaşandığı dönemde askeri üssün halkla ilişkiler subayı olduğu söylenen Teğmen Walter Hault’un, ölümünün ardından açılmak üzere bıraktığı mektupta; bu gün kullanılan lazer, mikroçipler, gece görüş gözlükleri, casus uçaklar gibi Amerika’nın ürettiği ileri teknolojik ürünlerin, düşen UFO enkazlarında yapılan araştırmalar ve çalışmalar sonucu elde edilmiş olduğu yazıyor.

Rusya’ya Meteorun Düşmesi Anında UFO Görüntülendi

Geçmiş tarihlerden beri UFO’lara dair çarpıcı birçok video kaydı ve fotoğraflar mevcut. Bununla ilgili bilgi kirliliği hat safhada; kayıtların birçoğu montaj olsa da, yapılan teknik incelemeler neticesinde azımsanamayacak bir kısmı da gerçek veriler içeriyor. Bu çarpıcı görüntülerden biri de Rusya’da geçtiğimiz yıllarda bir meteorun düşme anına ait.

15 Şubat 2013 tarihinde Rusya Chelyabinsk bölgesinden gözlemlenen devasa boyuttaki meteor, birçok amatör kamera tarafından görüntülenmişti. Kamera kayıtlarının uzmanlar tarafından incelenmesi neticesinde bir cisim, düşme anında meteorun yanında görüntülenmiş ve tam da bu sırada meteor parçalara ayrılmıştı. Uzmanlar bu mevzuda bir UFO’nun müdahale edip meteoru parçalayarak etkisini azalttığı ve dünyaya mümkün büyük bir zararın engellediği kanaatinde.

NASA’nın (Amerikan Havacılık ve Uzay Dairesi Başkanlığı), meteorun ağırlığının 7 bin ila 10 bin ton arasında ve büyüklüğünün 17 metre olduğunu tahmin ettiği BBC Türkçe’nin haberleri arasında yer ediniyor. Meteor parçalarının düşmesi sonucu meydana gelen patlamaların şiddeti 1000 civarında insanın yaralanmasına ve birçok maddi hasara neden olmuştu.

Gene yapılan diğer haberlerde NASA’ya göre asteroitin tüm halde dünyaya çarpması durumunda etkisinin, 1945’te Hiroşima’ya atılan atom bombası patlamasından 20 kat daha büyük olabileceği ifade ediliyor.

Alıkonulma Vakaları

UFO ve dünya dışı akıllı varlıklara dair anlatılanlardan en çarpıcı olanları asla şüphesiz alıkonulma vakalarıdır. Dünya dışı varlıklar tarafından götürüldüğünü iddia eden yurt içinde ve yurt haricinde, tanınmış ya da sıradan birçok insan bulunuyor. Bu işin uzmanları tarafından dinlenen ve analiz edilen çoğu vakanın tutarlı olması, benzer ve ortak noktalarının bulunması bu konuya inanmayan ya da şüpheyle yaklaşan insanların kafalarını karıştırıyor. Anlatanların çoğu uyku sırasında götürüldüklerini ifade ederken, geri bırakıldıklarında olayı hatırlamadıklarını; ancak hafızalarında zaman içinde ani geri dönüşlerle ya da regresyon yöntemiyle hipnoz altında anımsadıklarını belirtiyorlar. Alıkonulduğunu anlatanlar tutuldukları yerlere ve onları kimlerin götürdüğüne dair benzer tasvirler yapıyor. Neredeyse tüm vakaların birbirine benziyor olması, olayın inandırıcılığını artırıyor. Alıkonulma sırasında vücutlarına mikroçipler yerleştirildiğini söyleyen kişilerden bu mikroçipler çıkarıldıktan sonra incelenmiş ve mikroçiplerin dünyaya ait olmayan elementlerden yapıldığı ortaya konmuştur. SiriusUFO Uzay Bilimleri Araştırma Merkezi’nin internet sitesinde UFO’lara dair yaşandığı iddia ve ispat edilen birçok olay ve merak edilen birçok sorunun cevabı bulunabilir.

Kaynakça:
https://www.natgeotv.com/tr/51-bolgenin-sirlari/hakkinda
http://www.gazetebilkent.com/2017/05/08/dunya-sinirlari-disinda-soguk-savas-uzay-yarisi-i/
https://www.ntv.com.tr/turkiye/dunyada-ilk-ufo-mardinde-goruldu,jHME91uyrUC5Qxlp0jLEMA
Öteki Gündem 2 Ekim 2015 Ufo ve Mayalar

Gönderiye Yorum Yap